Bir devletin kamu görevlilerinin kendilerine devletin “düşmanlaştırdığı” insanlara, ne türlü işkence ve kötülük yaparlarsa yapsınlar dokunulmayacağına inanmaları/inandırılmaları halinde; nasıl bir suç makinesine dönüştüklerinin yüzlerce örneği yaşanmakta ülkemizde.
Özellikle Hizmet Hareketine mensup insanlara yönelik yaşatılan soykırım sürecinde, cezaevlerinde ve gözaltı boyunca gerek yapılan işkence ve kötü muameleler nedeniyle, gerekse ağır hasta olmalarına rağmen bilinçli bir şekil de tedavileri ihmal edilmeleri sonucunda yüzlerce insan hayatını kaybetti.
Bu zulümler ve cinayetler hâlâ da devam etmekte.
Eskişehir L Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan ve 7.5 yıl hüküm alan Ayşegül Kapaklı’nın hasta olmasına rağmen tek kişilik hücrede yalnız olarak tutulduğu, rahatsızlığı nedeniyle olası bir kriz durumu amacıyla koğuşuna koyulması gereken acil çağrı butonunun bile koyulmadığı, ayrıca yalnız kaldığı için fiziki rahatsızlığı yanında bir de psikolojisinin bozulduğu öğrenildi.
Bu durum işkencedir. Olası bir olumsuzluk meydana geldiği takdirde de cinayettir.
Devlet cezaevlerindeki suçu ne olursa olsun, onların can ve mal güvenliğinden sorumludur. Aksi halde binlerce insanımızın ölümünden sorumlu olan terörist başı aylık ortalama üç milyon lira masraf yapılarak yirmi yıldır İmralı’da tutulmaz, hayatta kalması adına öksürdüğünde bile doktor hazır edilmezdi. Ona gösterilen “ilgi” masum oldukları bilinmesine rağmen günümüzde  “düşmanlaştırılan” Hizmet Hareketi gönüllülerine gösterilmemekte.
Olası cinayete engel olun ve hasta tutuklu Ayşegül Kapaklı’ya ses verin.