Havana İpek Hanım’ın Aziz Hatırasına

Bahar Gülleri

Daha kaç gurbet var heybemizde acaba.
Kaç yolculuk bilmediğimiz..
Daha kaç Hicret duyacağız
Sessiz sedasız cebren kopan
Vatan topraklarından.
Daha kaç canımızdan ayrı düşeceğiz habersiz.
Yollar alışık olduğu yolcuların ayak
Seslerine ne zaman kavuşacak.
Ya bekleyenler
Gözleri yolda, kulakları seste kaç insanın yüreğine hasret ekilecek.
Ayda 1 bile olsa anasından, babasından ayrı kalan miniklere yardım götüren kaç yürek konacak parmaklıklar ardına.
Ansızın düştü fotoğrafın önüme,
Baktım bir daha Baktım ama tanıyamadım.
Okudum 5 günlük gözaltının ardında Tutukluluk kararını duyunca bayılmışsın ….
Hüznün yaşadığın her anın çıplaklığı vardı bakışlarında,
Bu nasıl olur ne yaparım ben orada der gibiydin .
Son günler hava yağışlıydı muhtemel senin gözyaşlarında o damlara karıştı be kardeşim hizmetine hürmet ettiğim.
O karanlık nezarethane de nasıl inlendin kimbilir,
Dar gelmiştir o mekan sana,
Yürümüştür duvarlar üstüne üstüne,
Bağrını yırtarcasına haykırdın belki,
Ama karşındakiler sesine c
evap verebildi mi?
Kimi yaşlı bir teyze, kimi gözleri yaşlı yusuf eşi, kendin gibi ve onların mini bebekleri ve tıfıl Seniha’nın gözleri uzaklarda kaldı çünkü artık Havva teyzesini de babası gibi almışlardı.
Yollar yolcusuz kaldı be ablam
Bekleyenler susuz.
Geçecek bugünler der Umut verirdin,
Bir oğlun bir ilde, diğeri başka ilde,
Yusuf abim de Medrese-i Yusufiye’de,
Sırayla her birine yetişirdin,
Yeri gelir ziyaretine gittiğin tüm arkadaşların yanı olurdu evin …
Sonra da yorulur yatağa kilitlenirdin,
Başka türlü dinlenemezdin …
Sahi havalar soğudu yine tutar mı ki belin
Nasıl dindireceksin ağrılarını ;(
Canım ablam kardeşim,
Bir kere daha yandı yüreğim,
Sen içerde ben dışarda mıyım?
Şimdi bi yanım daha yarım …
Ya o değilde sen Yusuf abimin Nazlı Çiçeğiydin,
Gül yüzlü, güzel çehrelim
Kıskandın mı abi mertebeme, mertebe katmam lazım mı dedin ki…
Her şart ve koşuldaki,
Yol arkadaşlığınıza Medrese-i Yusufiye tacını mı takmak istedin ki bilemedim.
Şaştı dilim, yazıyor öylesine kendi kendine kalemim.
Hatta haddini aşmıştır usulsüzce belki özür dilerim.
Sığmıyor bedenim ruhuma neyleyeyim, dar geldi yerim, yenim .
Şimdi uzaklara bakarak içtiğim çayların bir yudum
u da senin için bilesin
Yine yeniden buluşuncaya,
Doya doya sarılıncaya kadar seni Rabbime emanet ettim.
Gördün mü bak bu defa kalem senin kelamına şahitlik etti.
Adım adım koşmaların
Hadi ablam bitmedi daha deyip coşmaların, coşturmaların
Yazılmalıydı elbet.
Rabbim gözettiğin sabiler, anneler ve yaşlı teyzeler hürmetine darda koymasın seni.
Hıfzeylesin yükseltsin nezdindeki kıymetini
Umuyorum çok sürmeyecek bu ayrılığımız ve tüm kardeşlerimizle birlikte yeniden buluşacağız …
Elemi gidecek lezzetiyle paylaşacağız bugünlerimizi
Şimdilik En Sevgiliye emanet ettim sizi ….
BAHAR GÜLLERİ