Yazıya Dökemediğim Nice Sorunlar Var

18 Ağustos 2016 günüydü, saat on, on bir arası. Eşim ve iki kızımızla kahvaltı yapıyorduk. Baktık ki kapıda altı yedi kişi arama emri ile geldik deyip evimizi aramaya başladılar. Kızlarımızın dolaplarına varıncaya kadar. Arama sırasında on yaşındaki kızım ağlamaya başladı sonra ablası da ve dayanamayıp bende onlara eşlik etmeye başladım. Kapıda ve binanın dışında uzun namlulu silahlarla bekliyorlardı bu arada. Biz ağlarken polisler eşimi tutuklayıp götürdüler.
Polisler arama sırasında hiçbir şey bulamadılar sadece evdeki telefonların hepsini toplayıp götürdüler. Aramalarda polisler yuvamızda zararlı madde, silah veya suç aleti olabilecek bir şey hatta sigara bile bulamadılar. Bunlara rağmen bizler öyle çaresizce ağlarken gözümüz yaşlı şekilde babamızı yuvamızdan alıp gittiler ve biz gözü yaşlı yavrularımla beraber boynu bükük kalakaldık.
Şimdi ne yapacaktık, ne yapmamız gerekirdi? Sudan çıkmış balık gibi çaresiz kalakaldık. Çocuklarımın hali bizim halimiz ne olacaktı diye düşünüyordum ağlarken bir taraftan. Kızlarım perişan ben öyle hayatımız boyunca ilk kez böyle bir şey ile karşılaşıyorduk. Kızlarımı nasıl teselli edecektim ben şimdi? Kalbim çarpıyor, elim ayağım adeta boşalmıştı, nereye giderim, ne yaparım şimdi diye düşünüyordum. Ardı arkası kesilmeyen sorular sarıyordu dört bir yanımı. Ayakta kalabilecek miydik, çocuklarım bu üzüntüyü kaldırabilecekler miydi… Eşimin gidişinin ardından kendimi biraz toparlayıp Manisa Emniyetine gittik büyük kızımla beraber ancak kapıdan içeri almadılar, uzaktan görelim dedim ona bile izin vermediler ve daha da üzülerek evimize döndük.
Gece karanlıkla beraber hüzün dolu yüreğimiz de iyice kararmıştı artık, babamızın yokluğu iyice kendini belli ettirmişti artık. Kendimi toparlayamadığım için kızlarıma da çok bir faydam olmamıştı henüz. Sabah olmuştu ama bizim içimiz hala karanlıktı, sabah olunca tekrardan Manisa Emniyetine tekrar gittik belki bu sefer görebiliriz diye ve gene içeri almadılar ve eşimin Afyon’a götürüldüğü bilgisini verdiler. Afyon Emniyetinden de hiçbir haber alamadık, nede eşimi görebildik.
Eşimin gözaltına alınalı 9 gün olmuştu kızlarımla beraber bu sefer Afyon Emniyetine gittik eşimi TEM şubesinde tutuyorlarmış ve orada adliye ye götürüleceğini öğrendik ve bizde bu sefer babamızı görmek için Adliye önünde beklemeye başladık. Uzun süre bekledikten sonra bir otobüs dolusu insanla beraber eşimi de getirdiler. Adliyenin önünde bizim gibi eşini, çocuğunu, babasını bekleyen bir sürü insan vardı. Herkes bir umut acaba uzaktan da olsa görebiliriyim belki de çok az da olsa sesini duyabilir miyim umudu ile bekliyordu biz gibi. Otobüsten herkesi birer birer indirdiler kollarından tutup başlarından bastırarak, bizlere bakmalarına bile izin vermediler. Eşimi de indirdiler sıra ona gelince, kızlarımız babalarını görünce gözyaşları içinde BABA BABA BABAA diye bağırmaya başladılar ama eşim de ne yazık ki diğerleri gibi başını bastırdıkları için çocuklarını, beni görememişti. Kızlarımız babamızla beraber eve dönebilme ümidi ile beklemeye başladılar. Beklediler, bekledik çok bekledik o gün hayatımın en uzun saatleriydi belki de, belki beraberce eve dönebilme düşüncesiyle.
Akşam oldu ve eşimin ve yanındakilerin tutuklanıp cezaevine gireceğini öğrendik ve dünyamız başımıza yıkıldı, gözyaşlarımız adeta sel oldu aktı. Küçük kızım ben babamsız gitmem diye hıçkırarak ağlıyordu. Adalet Sarayından Adalet bulamadan ayrılmak zorunda kalmıştı benim gibi onlarca insan. Kalpler paramparça, üzgün, bitkin, yorgun şekilde çıktık yola mecburen, sorular, sorular ve ardı arkası kesilmeyen sorularla beraber Manisa’ya.
Okulların açıldığı gün eşimin yokluğunun yanında maddi yokluk ya kendini hissettiriyordu artık. Çocukların okul kıyafetleri, kırtasiye malzemeleri, harçlıkları hepsi eksik kalmıştı. Eşimin bankada birikmiş parasını da çekemiyorduk. En son çalıştığı yere sordum orası da bir miktar bankaya yatırdık diye cevap verdi ama onu da hesaba tedbir konduğu için çekemiyorduk.
Kızlarımızın dedesi emekli maaşını biraz göndermeye çalışıyordu çocukların okul ihtiyaçları, market alışverişi, faturalar, ihtiyaçlar derken o para bize nasıl yetecekti. Hem maddi hem manevi olarak çok sıkıntı çekiyoruz. 25 Aralık 2016 doğalgaz faturası sadece 251 TL geldi havalar soğuduğu için kombimizi yakıyorum. 4 aydır eşimin maaşından 1 TL bile alamadık. Boğazım ağrıdığı için sağlık ocağına gittim antibiyotik bile alamadım. Yani bütün sosyal güvencemiz, insanı haklarımız elimizden alındı. Çok mağdur olduk yazıya dökemediğim nice problemler ve sorunlarla karşılaştım ve karşılaşıyorum.