Eşim iki ay öncesine kadar mesleğini severek icra eden bir aile hekimiydi. İnsanlar üzerindeki hassasiyeti, sürekli insanlar için ne yapabilirim düşüncesi onları birkaç hekim arkadaşı ile yasal prosedürler çerçevesinde bir dernek kurmaya yönlendirmişti. Bu kurdukları yasal derneğin nereden bilebilirdi ki hapislerde ömrünü geçireceği bir sebebe dönüşeceğini. Madem ki problem var sayın devlet büyüklerimiz derneğin faaliyet göstermesine  izin vermeselerdi. Biz devletin izin verdiğinin dışında bir şeyler çeviren insanlar değiliz ki. Kaldı ki faaliyet raporları dahil dernekte suç unsuruna da rastlanmamış, denetlenmiş bir dernek. Ben kendim de serbest çalışan bir eczacıyım. Onun bu yardımsever ruhunu hep destekledim ancak ne oldu nasıl oldu anlayamadık. Eşim şuan mesaisini doldurup sadece kendi yaşamını düşünen etrafında aç, sefil, hasta, garip umurunda olmayan bir doktor olamadığı için TUTUKLU. Ayrıca mesleğinden ihraç edildi. 5 ve 11 yaşlarında iki oğlumuz var. Onlara göre polis hırsızların, katillerin düşmanı idi. Nasıl oldu da karıncaya dahi basmamaları için sürekli kendilerini uyaran iyi kalpli babalarını alıp götürmüştü ve hala bırakmıyordu. Neler oluyor, neden her şey tersine dönüyor, düzelecek mi, ne zaman, nasıl? Cevabı verilemeyen bir çok soru. Ama burada bir realite var ki o da şu; Kaybolup giden ümitler, ülkesindeki adalete güvenini kaybeden kırık kalpler ve dağılan aileler…