Matematik öğretmeniyim. 1.5 yıl kadar öncesinde özel bir dershanede çalışmakta idim. Eşim ise serbest veteriner hekimlik yapıyordu. İkimiz de işlerimizi severek yapıyor akşamları da 1,5 yaşındaki oğlumuz Kadir Enesle vakit geçirerek gayet mutlu bir yaşam sürüyorduk. Önce devlet aldığı bir kararla dershaneleri kapattı ve işsiz kaldım. Yaklaşık bir buçuk ay önce de eşim devletin izniyle açılan bir sivil toplum kuruluşuna üye olması sebep gösterilerek tutuklandı. Eşimin yaşamadan önce yaşatma ideali nedeniyle terörist olarak nitelendirilmesini kendim anlayamıyor iken babasına deli gibi tutkun minik oğluşuma ise anlatmak imkansız. Tek yapabildiğim “babamı özledim, babam ne zaman gelecek?” nidalarına cılız bir sesle “yakında” diyebilmek… Ama ülkede olup bitenleri, hukukun nasıl askıya alındığını, zulüm zirveye tırmanırken milyonların sadece seyirci kaldığını görünce ben de verdiğim cevaba inancımı kaybetmeye başladım. Hukukun olduğu bir yerde kesinlikle suça dayanak yapılamayacak bir nedenle eşimi alıp götürdükleri o gün yüreğime oturan taş gittikçe ağırlaşıyor…