Tutuklu tasarımcı Fevzi Yazıcı’nın hem hücrede hem de dışardayken çizdiği 40 desen Amerika’da sergileniyor. 30 Ocak’ta başlayan sergi 14 Mart’a kadar açık.

BOLD ÖZEL- Üç buçuk yıldır tutuklu olan, kapatılan Zaman Gazetesi Görsel Sanat Yönetmeni Fevzi Yazıcı’nın 40 çizimi New York’taki Yeh Art Gallery’de sergilenmeye başladı. “Benim dünyama hoşgeldiniz. Karanlık Beyaz. Silivri Cezaevi, C-9/72 İstanbul, Türkiye” diyerek ziyaretçileri selamlayan Yazıcı, Dark White adlı sergisi için İngilizce bir metin kaleme aldı.

ÇİZİM YAPTIĞIM BEYAZ KAĞIT KADAR MASUM

“Allah’a şükür, sanki bütün hayatım boyunca bu an için çalışmış, hazırlanmış gibiyim. Ben kendimi her zaman bir sanatçı ve bir gazeteci olarak gördüm. Ben bir sanatçıyım, şu üzerine çizim yaptığım beyaz kağıt kadar masum. Ben bir gazeteciyim, düşüncelerim kadar özgür.” diyen Yazıcı, siyah tükenmezden başka malzemesi olmadan ürettiği eserlerini ‘en özgür işler’ olarak tanımlıyor.

EN ÖZGÜR İŞLERİM

Ödüllü tasarımcı Yazıcı, desenlerin bir kısmını dışarıdayken yapmış, bir kısmı çalışma hayatı boyunca uzun süren toplantılarda ortaya çıkmış. Bu yüzden sergi ‘içerideki’ ve ‘dışarıdaki’ işlerin karışımından oluşuyor. Çizimlerini tutuklu olmasaydı Toplantı Notları başlığı altında sergileyeceğini söyleyen Yazıcı, tüm desenlerin ortak bir özelliği bulunduğunu belirtiyor: “Eğer bu işlerin ortak özelliklerini bana sorarsanız ‘onlar özgür işler’ derdim. Sanatı ve hayalleri hapsedemezsiniz.”

NEDEN DARK WHITE?

Sergisinin afişini de kendisi hazırlayan Yazıcı, eserlerine neden Dark White adını verdiğini ise şöyle açıklıyor:

“Dark White hem benim hücremi hem de kullandığım malzemeyi temsil ediyor. Beyazı şu küçük hücreye girdiğimden beri asla gerçek anlamıyla göremedim, zira burada beyaz kağıtlar güneşin ışıklarını doğrudan alamıyor. Küçük odanın duvarlarından yansıyan ışıklardan faydalanmak zorundayım. Bu yüzden hücremin beyazına “koyu-karanlık beyaz” diyorum. Malzemelerle ilgili durum da pek farklı sayılmaz. Renkli boya kalemleri ve tükenmez kalemler olmadan, sadece beyaz kağıt ve siyah tükenmez kalem kullanıyorum. Cezaevi yönetiminde bazı resim malzemeleri talep etsem de bu isteğim yerine getirilmedi. Hiç moralim bozulmadı, ben elimde olanla her zamanki gibi çizmeye devam ediyorum.”

SOCRATES GİBİ HUZUR İÇİNDEYİM

Fevzi Yazıcı’nın 2018’de yaptığı ‘Arrest Socrates’ çizimi sergide yer alan eserlerden biri. Socrates ve eşi arasında geçen o ünlü konuşmayı herkes bilir. Kendini Socrates gibi huzur içinde hisseden Yazıcı, o konuşmaya atıf yaparak bir temennisini dile getiriyor: “Tarih zaten haksızlıklarla dolu değil mi? Örneğin Sokrates ile karısı Xathippe’yi ele alırsak. “Seni haksız yere öldürecekler.” der karısı Sokrates’e. Sokrates cevaplar: “Beni haklı yere öldürseler daha mı iyi olacaktı?” Sokrates gibi ben de huzur içindeyim. Sanatı, gazeteciliği ve Türkiye’yi çok seviyorum. Umarım bu vahim hata kısa zaman içinde düzeltilir ve ben de üretmeye devam ederim. Daha yapacak o kadar çok şey var ki…”

BİR SANATÇIYI İŞLERİNDEN AYIRMAK EN BÜYÜK MAHKUMİYET

Mimar Sinan Üniversitesinden mezun olan Yazıcı, metinde çocukluğundan bu yana resme tutkun olduğunu da vurguluyor ve daha önce birçok defa sergi açmak istediğini ama bir türlü imkan bulamadığını da ekliyor: “Şimdi beni parmaklıklar arkasına kilitlediler, çizimlerim de benzer bir kaderle evde kilitli duruyor. Bir sanatçıyı işlerinden ayırmak belki de en büyük mahkumiyet.”


ÜMİTLERİM HEP BEYAZ OLACAK

“Bu günlerde ne kadar ‘karanlık’ olsa da benim ümitlerim hep beyaz olacak.” diyen Fevzi Yazıcı, metnin sonunda serginin hazırlanmasında emeği bulunan St. John’s Üniversitesine ve ziyaretçilere teşekkür ediyor.

  

WASHINGTON POST’UN GÖRSEL YÖNETMENİ DUYURDU

Dark White sergisi hakkında, Fevzi Yazıcı’nın yakın arkadaşı olan Washington Post’un Görsel Yönetmeni Greg Manifold da bir metin yazdı. Sergiyi sosyal medya hesabından da duyuran Manifold, eserlerin Silivri Cezaevinin loş ışıklı hücresinde çizildiğine söyledi. Hapse atıldığında bu yana arkadaşını yalnız bırakmayan Manifold ve Fevzi Yazıcı, merkezi ABD’nin Orlando kentinde bulunan uluslararası meslek örgütü  Society for News Design’ın (SND) her yıl düzenlediği “Dünyanın En İyi Tasarımlı Gazeteleri” yarışmasında birlikte jüri üyeliği de yaptılar.

Düşsel alanlar, özgürlük, dönüşüm gibi temaları öne çıktığı serginin küratörlüğünü Xin Wang’ın yapıyor. Sergide Yazıcı’nın çalışmalarıyla birlikte Chen Dongfan ve Patrcia Dominguez’in eserleri de sergileniyor. Dark White sergisi 14 Mart’a kadar görülebilecek.

REKLAM FİLMİ NEDENİYLE YARGILANDI

7 Temmuz 2016’dan bu yana Silivri Cezaevinde olan Fevzi Yazıcı, 2003-2016 yılları arasında Zaman Gazetesinde görsel yayın yönetmenliği yaptı. Sayfa tasarımlarıyla uluslarası yarışmalarda 100’den fazla ödül kazandı. 15 Temmuz’dan sonra hapsedilen Yazıcı, darbenin 9 ay önceden planlandığını anlattığı iddia edilen Zaman’ın reklam filminde görsel yönetmen olarak adı geçtiği için yargılandı ve Kasım 2019’da 10 yıl 5 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Fevzi Yazıcı ile birlikte aynı dosyada yargılanan diğer isimler Ahmet Altan, Mehmet Altan, Nazlı Ilıcak, Yakup Şimşek ve Tuğrul Özşengül bir mahkeme gününde.

3,5 YILIMIZI ÇALDILAR, SUÇSUZ OLDUĞUMU BİLİYORLAR

Yazıcı: “İşlemediğim bir suçtan dolayı hapisteyim. Benden, karımdan ve çocuklarımdan 3,5 yılımızı çaldılar. Beni mahkum edenler de elbette suçsuz olduğumu biliyorlar. Ne yazık ki, bunları onların yüzüne söylesem de onlar kendileri için kolay yolu seçtiler. Onların kararlarından bağımsız olarak kalplerde ve gönüllerde aklandığımı biliyorum.”

Sergisinin afişini de kendisi hazırlayan Yazıcı bir not düşmüş: “Eskiden siyah-beyaz çizerdim, şimdi artık karanlık ve beyaz.”

Fevzi Yazıcı için arkadaşlar, eşleri ve dostları tarafından açılan freifevzi sosyal medya hesapları.

FEVZİ YAZICININ SERGİ İÇİN YAZDIĞI METNİN ÇEVİRİSİ:

“Allah’a şükür, sanki bütün hayatım boyunca bu an için çalışmış, hazırlanmış gibiyim.

Ben kendimi her zaman bir sanatçı ve bir gazeteci olarak gördüm. Sanatçı kimliğimi Mimar Sinan Üniversitesinde kazandım, gazeteci kimliğim ise Zaman gazetesinden geliyor.

Uzun yıllar Zaman gazetesinde sanat ve tasarım direktörü olarak çalışma ayrıcalığına sahip oldum. Her ne kadar çocukluktan beri hayatımın önemli bir parçası olan “çizim”in peşinden gidememiş olsam da… Resim çizmek benim için her zaman bir tutku oldu. Fakat bu zaman içinde tekniğimi geliştirmek için yeni bir yol buldum.

Toplantılara katıldığımda, etrafımdakileri dinlerken ellerim de hep çizimle meşgul olurdu. En iyi malzemelere sahip olamamanın hiçbir zaman bir sorun olduğunu düşünmedim. Uzun iş toplantılarının olduğu günlerde sahip olduğum tek şey bir tükenmez kalemdi. Böylelikle sadece kalemin avantajlarına odaklanabiliyordum, şu kudretli kalemin güzelliğine. Ben hiçbir zaman kurşun kalem kullanmadım. İnsanlar: “Peki bir hata yaptığında ne yapıyorsun?” diye sorduğunda cevabım: “Hataların üstesinden tükenmez kalemimle gelebilirim, sorun değil.” olurdu.

Cezaevine girdiğimden beri tükenmez kalemle çizmeye devam ettim. Yönetimden bazı resim malzemeleri talep etsem de bu isteğim yerine getirilmedi. Hiç moralim bozulmadı, ben elimde olanla her zamanki gibi çizmeye devam ediyorum.

Bu sergi için eski işlerime hücrede çizdiğim bu yeni çalışmalarımı ekledim. Bu yüzden sergi “içerideki” ve “dışarıdaki” işlerin karışımından oluşuyor. Eğer bu işlerin ortak özelliklerini bana sorarsanız “onlar özgür işler” derdim. Sanatı ve hayallari hapsedemezsiniz. İnsanlar hapishanede daha çok düşünüyor, çiziyor, yazıyor ve evet; ben de çok yazıp çiziyorum.

Çizimlerimin konusunu hiçbir zaman sınırlamadım. Bazen güncel haberlerden etkilendim, bazen de zihnimdekileri kağıda aktardım. Yıllar boyunca yaptığım bu eskizlere bir isim vermem gerekti. Toplantı Notları adını vermeye karar verdim.

Bundan önce birçok kez resim sergisi açmak için uğraş verdim, fakat ne yazık ki mevcut durum buna müsaade etmedi. Şimdi beni parmaklıklar arkasına kilitlediler, çizimlerim de benzer bir kaderle evde kilitli duruyor. Bir sanatçıyı işlerinden ayırmak belki de en büyük mahkumiyet.

Ben şu an işlemediğim bir suçtan dolayı hapisteyim. Benden, karımdan ve çocuklarımdan 3,5 yılımızı çaldılar. Beni mahkum edenler de elbette suçsuz olduğumu biliyorlar. Ne yazık ki, bunları onların yüzüne söylesem de onlar kendileri için kolay yolu seçtiler. Onların kararlarından bağımsız olarak kalplerde ve gönüllerde aklandığımı biliyorum.

Tarih zaten haksızlıklarla dolu değil mi? Örneğin Sokrates ile karısı Xathippe’yi ele alırsak. “Seni haksız yere öldürecekler.” der karısı Sokrates’e. Sokrates cevaplar: “Beni haklı yere öldürseler daha mı iyi olacaktı?” Sokrates gibi ben de huzur içindeyim. Sanatı, gazeteciliği ve Türkiye’yi çok seviyorum. Umarım bu vahim hata kısa zaman içinde düzeltilir ve ben de üretmeye devam ederim. Daha yapacak o kadar çok şey var ki…

Eğer hapiste olmasaydım serginin ismi Toplantı Notları olacaktı. Fakat çizimler hapiste yapıldı, bu yüzden durum tamamen farklı bir hale geldi. Sergiye Karanlık Beyaz ismini neden mi verdim?

Karanlık Beyaz hem benim hücremi hem de kullandığım malzemeyi temsil ediyor. Beyazı şu küçük hücreye girdiğimden beri asla gerçek anlamıyla göremedim, zira burada beyaz kağıtlar güneşin ışıklarını doğrudan alamıyor. Küçük odanın duvarlarından yansıyan ışıklardan faydalanmak zorundayım. Bu yüzden hücremin beyazına “koyu-karanlık beyaz” diyorum.

Malzemelerle ilgili durum da pek iyi sayılmaz. Renkli boya kalemleri ve tükenmez kalemler olmadan, sadece beyaz kağıt ve siyah tükenmez kalem kullanıyorum. Bu noktadan itibaren siyaha “koyu” adını verdim ve bu nedenle kullandığım teknik de “koyu beyaz-karanlık beyaz” adını aldı.

Mevcut durum her ne kadar ‘karanlık’ olsa da benim ümitlerim hep ‘beyaz’ olacak.

St. John’s Üniversitesine bana bu imkanı verdikleri için teşekkür etmek istiyorum. Sergimi bir sanat ve gazetecilik kutlaması olarak ziyaret eden herkese de sevgilerimi iletiyorum.”

 

Sanatımı ve hayal gücümü hapsedemezsiniz