Canhıraş odun taşınır, nemrut ateşine,
Eller kalkar, aleyhte mümin kardeşine.
İnsan nazarı ile bakılmaz, ölseler dahi,
Dinde mensubiyet bir, Hak eylemiş âhi.
İfnâsı arzulanır, ne sefih düşünce,
Bir tekme de onlar atar, insan düşünce.
Dünyayı sarmış bela, hiç ibret alınmaz,
Mekanlar boşaltılmış, topluca kalınmaz.
Mahpuslar bırakılacak, bir zümre hâriç,
Ölüme uçurmuştu, mazlumları Meriç.
Felâketi fırsat gören, sefil zihniyet,
Ne huzur bıraktı ülkede, ne emniyet.
Dilde müslüman, âmâlde kâbil ahlakı,
Kardeşe kastetmek, râzı etmez Allah’ı.
Ey nesl-i âti! Vicdansız gürûhu tanı,
Deneatte geri bıraktılar şeytanı.
Allah’tan korkmaz, kuldan utanmazlar,
Zulümde zirve, kul hakkını tanımazlar.
Yanlarına kalmaz elbet, bunca cürüm
Mazlumun ahı ile akıbet sürüm sürüm.
İdrakler kapalı, görmezler verilen mehili,
Başlarına taç etmişler, sanki Ebu Cehili.
Zulme alkış, zalime temennâ durulur,
Çakırkeyf kalbe, korkarım mühür vurulur.
Dünyaları berbat, ahiret hüsran olur,
Şeytan ve avanesi, ayrılmaz yâran olur.
İntibaha gelmezse millet, birer birer,
Felaket, her bacadan hânelere girer.
Pişman olup tevbedir, ancak felah yolu,
Allah unutacak değil, inliyen kulu.
Medet eder, yetişir illâ inâyeti,
Beyan-ı bişaret, Kur’anın bir ayeti.
Umumun duaları, açar kapıları,
Bir nefhada yıkar, çelik olsa yapıları.
 11 Nisan 2020