22 C
Istanbul, TR
Cuma, Mayıs 25, 2018
Ana Sayfa Yazarlar Yazar: Mağduriyetler

Mağduriyetler

2911 İÇERİKLER 1 YORUMLAR

Yeni Doğan Bebeğin Babasıyla İlk Buluşması; Kapalı Görüş

15 Temmuz birçok insanın olduğu gibi bizim de hayatımızın dönüm noktası oldu. Her gün haberlerde şu kadar kişi gözaltına alındı, şu kadar kişi tutuklandı haberlerini duydukça sanki canımdan can çıkıyordu. Ama sıranın bize kadar geleceğini hiç beklemiyordum.

Kuzenim burada askerlik yaptığı için Ağustosun 26’sında yemin töreni vardı. Sabah eşim ve oğlum yemin törenine gitmişlerdi. Yemin töreni bittikten sonra kuzenimizi de alıp Burdur’u gezdirip ailecek pikniğe gidecektik. Eşim “oradaki askerleri otogara bırakalım ve Cuma namazını kılalım” derken biraz geciktiler. Çarşıdan alınacakları alıp piknik için yola çıktık. Bu esnada benim telefonumu polis aradı ve eve gelmemiz gerektiğini söyledi. Eşim her ne kadar piknik yerine bizi bırakıp kendi gitmek istese de kabul etmedik. Hep birlikte evin yolunu tuttuk.

Eve geldiğimizde, evimiz birinci kat olduğu için polisin camdan eve girmeye çalıştığını gördük. Evi aramaları gerektiğini söyleyip hemen içeri girdiler. Sanki yüzlerce insanın canına kıymışız gibi muamele ediyorlardı. Evdeki kitapları, gazeteleri, ailecek hepimizin telefonlarımızı, bilgisayarlarımızı ve digital bütüneşyalarımızı alarak el koymuşlardı.

Eşimin de gözaltı kararı olduğunu ve götürmeleri gerektiğini söylediler. Ben de ağlayarak bayan polise; “Eşimin bir suçu yok neden alıyorsunuz?” diye sorduğumda onlar da, “İfadesi alınıp geri bırakılacak” dediler.

Bir yandan eşimin tutuklanma ihtimaline karşılık zaten eşimin ailesi ile sıkıntılarımız olduğundan dolayı bize kim yardım eder diye düşünüp ağlarken, eşim düşüncelerimi okumuş gibi, “Merak etme ben sizi Allah’a emanet ediyorum, O size banim sahip çıktığımdan daha iyi sahip çıkacaktır.” dedi ve gitti.

Ben 8 aylık hamile başımla ve biri lise 3 diğeri ilkokul 3’e giden iki çocukla yalnız bir başıma kaldım. Geri gelir diye kendimizi teselli ederken 11 gün boyunca nezarette kalmıştı. Her gün çocuklarla beraber Emniyete gidip iyi olup olmadığının haberini almaya çalışıyorduk. Ben de mahkemenin olduğu günün sabahında çok güzel bir rüya ile uyanmıştım. Rüyanın etkisi ile de eşimin tutuklanmayacağından neredeyse emindim. İçimde ayrı bir huzur vardı. Ama 11 gün sonunda eşim tutuklandı.

İçimden hiç ağlamak gelmiyordu. Eşimi cezaevine çok huzurlu gönderdim. Ama çocuklar çok yıkıldı. Küçük oğlum babasına çok düşkün olduğu için onun ağlamaları içimi eritiyordu.

Yalnız başıma “bu çocuklarla ne yaparım, bize kim sahip çıkar, ne yer ne içeriz, birikmiş paramız yok, herhangi bir yerden gelirimiz yok, satabileceğimiz bir şeyimiz yok” soruları kafamda dolaşırken, bir yandan da çocukların yanında güçlü olmaya çalışıyordum. Başımıza gelenlerin Allah’tan geldiğini hissedip sabretmeye çalışıyordum.

Bir süre sonra cezaevindeki ilk açık görüşümüz bayram günü olacağını belirten bir yazı geldi. Dünyalar bizim olmuştu. Görüşten bir ay sonra bir oğlumuz daha dünyaya gelmişti. Doğumundan bir hafta sonra kapalı görüş günü vardı. Oğlumuzu eşime göstermeye götürdüm ama kucağına bile alamamıştı. Görüş boyunca eşim karşımda ben karşısında ağladık.

Eşimin hep “Ben sizi Allah’a emanet ediyorum” sözünü geçen sürede iliklerime kadar hissettim.

Hiç gelirimiz ve birikmiş paramız olmamasına rağmen Rabbim, hiç maddi sıkıntı çektirmedi. Çocuklarımın baba sevgisinden mahrum büyümesine üzülüyordum ama Rabbim kim bilir bunu ne ile telafi edecek? Rabbimin sahip çıkması her şeye değer.

Silivri Cezaevinde Seccade Bile Yasak!

Cezaevlerinde tutuklulara uygulanan muameleler en temel insan haklarını bile çiğner duruma geldi. Fiziki şartları son derece kötü olan cezaevlerinde psikolojik işkenceler de devam ediyor.

Silivri Cezaevi’nde koğuşlarda yapılan aramalarda tutukluların namaz kılmak için kullandıkları battaniyeler amacı dışında kullanıldığı gerekçesiyle toplatıldı. Cezaevine seccade girmesine izin vermeyen yönetim, battaniye üzerinde namaz kılınmasına bile izin vermiyor. Dindar ( ! ) iktidarın oluşturduğu baskı ortamı din ve vicdan hürriyetine kadar ulaşmış durumda.

Ayrıca aynı cezaevinde revir hizmetlerinin de sıkıntılı olduğu belirtiliyor. Revir günlerinde doktor gelmediği için sağlık hizmeti alamayan tutuklular ellerindeki ilaçları birbirleriyle paylaşıyor. Bazı tutukluların hastalık nedeniyle görüşlere dahi çıkamadığı da ifade ediliyor.

Ankara Emniyetindeki İşkenceler Devam Ediyor

Ankara Emniyet Müdürlüğünde TEM ve KOM Şube Müdürlüklerinde gözaltında tutulan askerlere işkence yapıldığı iddiaları çok ciddi seviyelere ulaştı. Bazı askerlerin hayati riske girdiği ifade ediliyor.

Malum bahanelerle gözaltına alınan askerlere işkence edilerek itirafçı olmaya zorlandıkları belirtiliyor. İddialara göre bir askerin makatına cop sokulması nedeniyle askerin bağırsağı parçalandı.

15 Temmuzdan hemen sonra da taciz etme, tecavüz tehdidi, vücuda cisimler sokma gibi işkencelerle sık sık gündeme gelen Ankara Emniyet Müdürlüğünde aynı yöntemler tekrar devreye sokulmuşa benziyor.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığında görevli iken gözaltına alınan 34 asker halen emniyet nezarethanelerinde tutuluyor ve işkence görüyor. Ailelerin endişeli bekleyişi ise sürüyor. Ankara Valiliği ve Cumhuriyet Başsavcılığın’dan ise konu ile ilgili herhangi bir açıklama yapılmadı.

Mağdurlarının ve tanıklarının anlatımlarıyla bugüne kadar işkenceleri ve hukuksuzları deşifre olan Ankara TEM ve KOM Şube Müdürlüğü personeline hatırlatmada bulunalım: “İŞKENCE SUÇUNDA ZAMAN AŞIMI YOKTUR! YARGILANACAKSINIZ!”

Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde işlenen işkence suçlarının sorumluları:

– SÜLEYMAN SOYLU (İçişleri Bakanı)

– ERCAN TOPACA (Ankara Valisi)

– SERVET YILMAZ (Ankara Emniyet Müdürü)

https://t.co/mjqWoV0D60

60 Yaşındaki Bir Annenin Feryadı  

Hizmet Hareketine yönelik süren cadı avı kapsamında hayatı alt üst edilen yada hayatı karartılan yaşlı bir annenin yaşadığı mağduriyetleri sitemizle paylaşarak kendi dilinden duygularını siz okuyucularımıza aktarıyoruz.

Bundan beş yıl önce kalp rahatsızlığı yaşadım. Dört yıl önce kanserden dolayı ameliyat oldum. Aynı zamanda tansiyon, şeker hastasıyım. Bu hastalıklarla mücadele ederken eşim rahatsızlandı ve 2015’te eşimi kaybettim. 2016’da da babamı kaybettim. Annem alzheimer hastası, ona ben bakıyordum. Tüm bu üzüntülerle mücadele ederken oğlumu şikayet üzerine içeri aldılar. Ona üzülürken sadece bir şikayetten dolayı beni de aldılar.

Ben yokken evime girip, yatak odamın en mahrem eşyalarını ortaya dökmüşler. Aradıklarını duyunca gittim, niye gitmeyeyim, bir suçum yoktu ki adalete güvendim. O gün beni hastane hastane gezdirdiler darp raporu için. Artık yorulmuştum, akşam saatleriydi. Çok yorulmuştum, doktora dedim, bende darp marp yok. İçimi kalbimi gösterecek bir makina varsa onu getir, darp benim kalbimde.

Bana terörist muamelesi yaptılar. Boy boy resmimi çektiler. Hayatında silah bile görmeyen birine! Sonra da tutukladılar.

Koğuşun en yaşlısı bendim. Bel fıtığımdan ihtiyaçlarımı gidermekte zorlanıyordum. İki defa tansiyonum 25’e çıktı, ilaçlarımı bir vebalıymışız gibi kapıdaki delikten gösteriyorlardı tek tek, ilacın bu mu, bu mu, bu mu… En doğal olan ilaç hakkımı bile bir sürü sıkıntı ile alıyordum. Eşyalarım yerde bir poşette duruyordu, koğuşta kalabalık olduğumuz ve ben sonradan geldiğim için. Dilekçe ile kantinden bir dolap istedik; geldi gelecek oyaladılar.

Bir gün ben uyumaya calışırken gardiyanlar geldi yanımdaki arkadaşa koğuşun bir dolap hakkı olduğunu ve veremeyeceklerini ilettiler. Zaten hastalıklarımdan ve yaşadıklarımdan bunalan ben, bunu duyunca sinir krizi geçirmişim, kısmen hatırlıyorum, bağırıp yetkili ile görüşmek istediğimi, “Kim koymuş bu kuralı, götürün beni ona” dediğimi.

Arkadaşlar sarıldılar, okudular, ağladılar, teselli ettiler. Yatağıma yığıldım, bitkindim, sesim çıkmıyordu çok bağırmışım, tansiyonum fırlamış 25’e, Koğuş arkadaşlarım doktor, hemşire… Çok ilgilendiler benimle, yemeğime, ara öğünlerime kadar. Kendileri oruç tuttular, ben insülin kullanıyorum diye bana tutturmadılar.

İnsanlığı, kardeşliği gördüm. Bir ay kaldım ama kötü kısımları bir kenara koyarsak, o insanların yanında cennete düşmüş gibiydim. Bana hastayım diye hiçbir şey yaptırmadılar, arkama yastığıma kadar koydular.

Olayın yaşandığı gün mahkemem varmış. Beni bir odaya götürdüler.

Yürüyecek halim bile yoktu, yasakmış, gardiyanlar koluma bile girmediler, güç bela odaya vardık. Sandalyeye zor oturdum. Kulaklık taktılar, böyle oluyormuş sanal mahkeme. Hakim birşeyler söyledi zor duyuyordum. “Tutukluluğun devamını istiyoruz, var mı söyleyeceğin bir şey?” Yok dedim, “Hastayım zaten. Babamı ve eşimi kaybettim. Oğlum da içerde, ölmek istiyorum.” Tahliyeme karar verildi.

O gün çıkardılar akşama doğru ama bir yakınımı arayıp, haber vemek istedim. Sonuçta cezaevi, şehrin dışında bir yer, ayrıca hastayım. İzin vermediler. Dışarda kulübe var, ararsın dediler. Çıktım, kulübe falan yok. Oradaki jandarmalara telefon sordum, yokmuş. Sadece kendi aralarında kullandıkları bir telefonları var. Sonunda oraya ziyarete gelen birinden bir telefon buldum ve geç bir saatte ulaşabildim yakınlarıma. Bir telefon hakkını bile çok gördüler, daha ne diyeyim.

… Ben vatanına milletine âşık bi insanım demek ki sevmenin bedeli bu….

Kalp Krizi Geçirmesine Rağmen Hala Hücrede

 

15 Temmuz darbesi bahane edilerek yüzbinlerce insan kıyıma uğratılıp mesleğinden ihraç edildi. En çok kıyıma maruz bırakılan kesimlerden biri olan adli personeller ise yine meslektaşlarının mesnetsiz, hukuksuz ve keyfi uygulamalarıyla tutuklandı.

Eski Cumhuriyet Savcısı olan Mehmet Fatih Taş önce mesleğinden ihraç edildi ve sonrasında hemen tutuklandı. 21 aydır Osmaniye T Tipi Cezaevinde tutuluyor.

Edinilen bilgilere göre tutuklandığı günden beri tek başına hücrede kalan savcı Taş’ın kalp krizi geçirdiği öğrenildi. İtirazlarına rağmen herhangi bir olumlu cevap alamayan Taş, halen hücrede bulunuyor ve tahliye talepleri sürekli reddediliyor.

Tutuklu savcının ailesi hayatından endişe ediyor. Kalp rahatsızlığı devam eden Taş’ın durumu daha kötü bir hal almadan tedavi edilmesini istiyorlar.

https://t.co/It1ggQTqiH

Türkiye de ki cadı avından kaçış raporu

Gazeteci ve Yazarlar Vakfı (GYV) 15 Temmuz 2016 şaibeli Darbe Girişimi’nden sonra Türkiye’deki cadı avı operasyonlarından dolayı Türkiye ve Dünya’daki kaçırılmalara ve iltica başvurularına ilişkin bir rapor yayınladı.

Gazeteci ve Yazarlar Vakfı’nın (GYV) hazırladığı raporda 15 Temmuz Darbe Girişimi’nden sonra hangi ülkeden kimlerin kaçırıldığına ilişkin bir rapor yayınladı.

Raporda, “Bu rapor 15 Temmuz 2016 tarihinde Türkiye’de gerçekleştirilen darbe girişiminden sonra Türk vatandaşlarının, çifte vatandaşların ve yabancıların seyahat özgürlüğü ve spesifik olarak Türkiye’den dışarı çıkma özgürlükleri hakkında yazılmıştır. Rapor, Türkiye Devleti’nin yaptığı insan hakları ihlallerinin bir parçası olarak, Türkiye’nin artık birçok insan için açık hava hapishanesi olduğunu, dolayısıyla hapishanede olmasalar bile insanların hürriyetlerinin ellerinden alındığı üzerine vurgu yapıyor.” ifadeleri kullanıldı.

İNSANLARIN ELİNDEN GELECEĞİ ALINDIĞI İÇİN ÜLKEDEN ÇIKIYORLAR

Türkiye’de yürütülen cadı avı operasyonlarıyla birçok insanın geleceğinin elinden alındığının dikkat çekildiği raporda, “Keyfi tutuklamalar ve adil olmayan yargılamalara maruz kalan, herhangi bir işte çalışma hakları ellerinden alınmış ve sosyal olarak dışlanmış olan birçok memur, öğretmen, profesör, avukat, gazeteci, hakim, polis, asker ve risk altındaki diğer meslek gruplarından insanlar uluslararası koruma talebinde bulunmak için ülkeden çıkmaya çalışıyorlar.” ifadeleri yer aldı.

Ötekileştirilmiş herhangi bir gruba mensup yada mensup olduğu düşünülen bireylerin seyahat özgürlükleri kısıtlandığı zaman son derece kritik durumların ortaya çıktığının ifade edildiği raporda “Türkiye örneğinde olduğu gibi sistematik olarak yapılan ve OHAL’in ilan edilmesiyle kolaylaştırılan bu tarz kısıtlamalar, insanların ülkeyi terk etmelerini zorlaştırdıkları gibi; bazı grup, topluluk ve aileler için yıkıcı sonuçlar doğurabilmektedir.” denildi.

DARBEDEN SONRA AB’YE İLTİCA BAŞVURULARI YÜZDE 228’E KADAR ÇIKTI

Raporda, Darbe girişiminden hemen sonra AB üyesi ülkelere 2016 yılının 3. çeyreği ile 2015 yılının aynı dönemi karşılaştırıldığı zaman Türkiye’den gelen sığınma taleplerinde yaklaşık 3 katlık artışla yüzde 228’e kadar çıktığı kaydedildi.

2016’nın 3. çeyreği ile karşılaştırıldığında, 2017’nin 3. çeyreğinde AB’ye ilk defa sığınma talebinde bulunan başvuruların sayısında yüzde 55 azalma görüldüğünün kaydedildiği raporda, “Fakat aynı dönemde Venezuela (1.500 kişilik artış), Türkiye (1.100 kişilik artış) ve Filistin’den (1.000 kişilik artış) ilk defa sığınma başvurusu yapanların sayısında artış oldu. 2017’nin 3.çereğinde Türkiye’den ilk defa sığınma talebinde bulunanların toplam sayısı 4.240’ü buldu, bu da 2016’nın aynı dönemiyle karşılaştırıldığı zaman yüzde 35’lik bir artışa tekabül ediyor.” denildi.

YUNANİSTAN’DA DA İLTİCA BAŞVURULARI DARBEDEN SONRA ARTTI

2017’nin sonunda Yunanistan Göç Bürosu’nun rakamlarının da paylaşıldığı raporda, 2016 yılında Türkiye’den toplam 186 sığınma talebinde bulunulduğunu, 2017 yılında ise bu sayının önemli ölçüde arttığının açıklandığına ilişkin bilgiler paylaşıldı. Raporda, “Yunan yetkililerinden alınan ve devlet destekli yayın organları tarafından analiz edilen verilere göre, darbe girişiminden sonra uygulanan baskılar sonucunda 2017 yılında  Hizmet Hareketi’nden ya da sempatizanlarından bin 750 kişi Edirne’deki Meriç Nehir’ini geçerek ya da Batıda bulunan adalar yoluyla Yunanistan’a sığınma talebinde bulundu.”

VATANDAŞLIK VE KONSOLOSLUK HİZMETİ PROBLEMLERİ YAŞAYANLAR DA RAPORDA YER ALDI

ÜLKELERE GÖRE SEYAHAT ÖZGÜRLÜĞÜ’NE İLİŞKİN YAŞANAN PROBLEMLER

TÜRKİYE VE YURTDIŞINDA ADAM KAÇIRMA VAKALARI

Raporun İngilizce’sine erişmek için tıklayınız!

Anneye Mektup

 

Şefkatli Anacığım,

“Akan su kir tutmaz”, “işleyen demir pas tutmaz” derler. Çalışmanın ibadet olduğu inancıyla durmadan çalışmak lazım. Hak yolda iyi şeyler için koşturduğunda kaybettiklerin sadaka oluyor, can verdiğinde ise inşallah şehit oluyoruz. Her zaman Allah verdiğinde çok sevinmeli, aldığında da gerçek sahibin kim olduğunu bilerek çok üzülmemeli, sabretmeliyiz.

Evet, sabır ilacının çok acı olduğu söylenir, hak yoldaysan sonunda çok güzel olacağından şüphe duymamak lazım. Çünkü istisnasız bu hep böyle olmuştur. Bazılarının başına umulmadık sıkıntılar, iftiralar da gelebiliyor. Bazen de hapishanelere de düşebiliyor. O kişi dese ki, “Çektiğim sıkıntılar Allah’ın takdiri ile oluyor, kader bu. Hem bütün bunlar günahlarıma da kefaret oluyor. İnşallah manevi kazancım büyük.” Bu durumda bu insan kaybeden olmaz. Ben de inşallah kaybetmiyorum.

Merhametli Anacığım,

Sen evladını biliyorsun; yıllardır aileme vatanıma milletime faydalı olmak için çalıştım. Peygamber Efendimiz (SAV) “En hayırlınız insanlara faydalı olanınızdır.” diyor. Evet insanları seviyorum, “her geceyi kadir her gördüğünü Hızır bil” misali, karşıma çıkan her insana yardımcı olmaya çalıştım, türlü türlü dertleriyle uğraştım. Biliyorum ki bu kutsal yolda yürürken çekilen her eziyet bir ibadet oluyor, boşa gitmiyor.

Sevgili Anacığım,

“Aman başıma bir iş gelmesin”, “boş ver aldırma üzme tatlı canını”, “bu zamanda babana bile güvenmeyeceksin” diyerek taş üstüne taş koymayan, rahat koltuğunda ömrünü tüketen, hiç kimseye faydası olmayan bir insanın ölüden farkı var mıdır? Öyle değil mi güzel anacığım?

Mübarek ellerinden hasretle öper dualarını beklerim.

“Bâd-ı saba Bizden Yana”

Kalem sancılı, kağıt feryat figân

Ahu zar gözlere hâtem

Şiraze kayıp, zulüm fazlasıyla ziyade.

Düşünceler girift, muvazene keşmekeş.

Sukunet her daim refik, ahval ise suskun.

Lakin irade meftun bu yola, melal insan için nisyan

Feriştah da yok lâfugüzaf, mütemadiyen her daim rikkat…

Bâd-ı saba bizden yana, neşvünema topraklarda…

Biz hakka her daim râm,

Vakur duruş, asalet ve zarafet ile Allah katında hep ahsen…

Davamız dâüssıla,

Bize düşen hep firkat,

Lakin gönüller hep birbirine bağlı,

Çünkü hasbi insanın budur felahı

Anneler günü kompozisyonu

Özlemle kavrulan bedenler çizgilerde, renklerde buluşuyor. Rabbim aynı çatı altında da buluşmayı nasip etsin herkese.

KOCA VE ANLAMSIZ DÜNYADA TEK GERÇEKTİR #Annem .

TUTSAK ANNELERİN SESİ OLUN!

#668BebekHapiste

#AnnelerGünüKutluOlsun

#AnnemBenimKahramanım

@adalet_bakanlik

BİZİ TAKİP EDİN

0BeğenenlerBeğen
98TakipçilerTakip Et
0AbonelerAbone
- Advertisement -

RECENT POSTS