15 C
Istanbul, TR
Cumartesi, Aralık 15, 2018
Ana Sayfa Yazarlar Yazar: Mağduriyetler

Mağduriyetler

3748 İÇERİKLER 1 YORUMLAR

Türkiyede Bir Can Daha Bu Zulme Kurban Gitti

Türk insanı kitap okumayı çokta sevmez. Bu durum istatistiklere de yansıyan bir durum. Okunan kitaplar da ise biyografiler popüler yeni yazarların hayat hikayeleri ve yaşanmış gerçekler ön plana çıkmakta. Türk halkı gerçeği değil kurguları izleyen, gerçek hayatla değil yalan dünya ile ilgilenen bir toplum olmaya başladı.

 

İçerisinde bulundukları bu durum artık hayatlarında etraflarında ne olup bittiğini anlayamayacak ve gerçekleri görmek istemeyecekleri kadar vurdumduymaz olmalarına neden olmuş durumda. Artık onları hiç bir etki uyandıramıyor. Ülkede yaşanan işkenceler, hak ihlalleri, soykırım ve ölümle biten hukuksuzluklar. Hiçbirini bu ülke insanı artık görmüyor. Sanırız bu yaşananlar artık kendi gerçekleri olunca bu rüyadan uyanacaklar ama o zaman da kendilerini inandıracak kimse bulamayacaklar.

 

“İsmail Aygün” eğer sabah hikaye programlarında

 

ismi geçmiş olsa idi herkes onu tanımış olurdu. Ya da insanlığa pek bir katkısı olmayan sosyal medya populisti . Ama o Bursa’da kazancı ile çocuk okutan, burs veren ve bu ülke insanına değer katmaya çalışan bir işadamı idi. İsmail Bey kolon kanseri olmasına rağmen öğrencilere burs imkanı sağladığı için gözaltına alındı. Bu süreçte rahatsızlığı arttı. Hastalığının da vermiş olduğu rahatsızlık ile birlikte vücudu stres ve üzüntüye daha fazla dayanamadı ve vefat etti.

 

Evet Türkiye’de bir can daha bu zulme kurban gitti. Siz uyanacağınız ve yanınızda kimsenin olmayacağı ana kadar uyumaya devam edin.

Sanığın tahliyesine.

Er kişi niyetine.

 

Denizli Kocabaş T Tipi Cezaevinde Kanser Hastası Tahliye Olmayı Bekliyor

Türkiye’de son 3 senedir adil yargılama hakkı apaçık ihlal edilmekte ve ceza yasaları siyasi iradenin isteği doğrultusunda hukuka uygun olarak uygulanmamaktadır.

 

Denizli Kocabaş T Tipi Cezaevi’nde yaşanan insanlık dramı bu duruma bir örnektir. Tutuklama ve adli kontrol tedbirlerini öngören Ceza Muhakemesi Yasası m.100’de adli kontrol uygulanması gereken hallerden birisinin de ağır hastalık hali olduğu belirtilmiştir.

 

Sitemize gelen bilgiye göre troid kanseri olan Fatümatüz-Zehra Babacan ilgili yasa gereği tutsak durumda. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra cemaate yönelik yapılan soruşturmalarda haksız yere tutuklanan Fatümatüz-Zehra Babacan hakkında mahkeme 9 yıl hapis cezası verdi. Ancak ağır hastalığı olmasına rağmen tutukluluk halinin devamına yönelik karar verildi. Şuan

Fatümatüz-Zehra Babacan’ın hastalık pençesinde kıvrandığı, 2 çocuğunun psikolojilerinin bozulduğu ve annelerinin kanser hastalığını tutuklu olarak geçirmesi durumunda perişan olacakları, sağlıklı ortamlarda tedavi olarak hastalıktan kurtulabilecekken her geçen gün ölüme yaklaşan annelerinin bu hali karşısında  çaresizce bekledikleri öğrenildi.

 

Evrensel insani değerlere aykırı bu uygulamanın derhal sonlandırılarak Fatümatüz-Zehra Babacan’ın tutuksuz yargılanması hukuken ve vicdanen bir zorunluluktur.

 

 

https://t.co/lsGeZct8bj

 

 

 

Gözaltındaki Uğurluel tutuklandı

Erzincan’da Murat Yeni’nin ifadesiyle sohbetlere katıldığı gerekçesiyle hakkında gözaltı kararı verilen tarihçi ve yazar Talha Uğurluel tutuklandı.

Erzincan’da gözaltına alınan ve ifadesinde ‘sohbetlere Talha Uğurluel de katılıyordu’ diyen Murat Yeni’nin ifadesi, tarihçi ve yazar Talha Uğurluel’i tutuklattı.
İstanbul’daki evinde gözaltına alınan ve Erzincan’a getirilen Talha Uğurluel Emniyet Müdürlüğü’ndeki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.
Uğurluel, savcılıktaki ifadesi sonrası “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan tutuklanması istemiyle sulh ceza hakimliğine gönderildi. Uğurluel, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine konuldu
MURAT YENİ’NİN İFADESİ
Erzincan’da tutuklanmadan önce ifade veren Murat Yeni şunları söylemişti:
“Ben, hatırladığım kadarıyla iki ya da üç kez kanalda cemaat sohbet toplantısına katıldım. Bu sohbetlerin büyük kısmı kanalda gerçekleşirdi. Katılmış olduğum sohbet toplantılarına benim dışımda yemek programı sunucu Oktay Usta, Sır Kapısı programını sunan Reha Yeprem, tarihçi Talha Uğurluel, sanatçı Gökmen Ürü, programcı Asım Yıldırım ve radyocu Ahmet Bozkuş gibi şahıslar katılırdı. Sohbet grubumuz benim gibi medya önünde olan ve sunuculuk yapanlardan oluşuyordu.”

Çocuklarını kazada kaybeden babanın ‘beni yakına taşıyın’ dilekçesi üç kez reddedilmiş

Annesini, iki çocuğunu ve kayınpederini açık görüş sonrası dönüş yolunda trafik kazasında kaybeden tutuklu öğretmen Evren Civelek’in ailesine yakın bir cezaevine nakil talebinin üç kez reddedildiği ortaya çıktı.

 

İPA Haber’in haberine göre Keskin Cezaevi’nde tutuklu Civelek’in mayıs, ağustos ve eylül aylarında “Ailem Düzce’de yaşıyor, çocuklarım küçük gidip gelmeleri zor oluyor yakın bir cezaevine nakil istiyorum.” şeklinde verdiği dilekçelere Adalet Bakanlığı tarafından red kararı verildiği ortaya çıktı.
3 farklı tetkik hâkimin bakan adına Kırıkkale Cumhuriyet Savcılığına 3 farklı tarihte gönderdiği yazıların içeriği aynı.
 
3 BAŞVURU DA  “İLGİLİ CEZAEVİNDE DOLULUK” GEREKÇESİ İLE REDDEDİLMİŞ
 
Civelek’in taleplerini hâkimler, “Talep edilen ceza infaz kurumlarının kapasitelerinin dolu olması dikkate alınarak, nakli uygun görülmemiştir.” diyerek reddetti.

Evren Civelek’in memleketi Düzce’ye yakın bir cezaevine nakil talep ettiği ilk dilekçeye verilen cevap.

Evren Civelek’in sonrasında verdiği nakil talebi dilekçelerine de aynı gerekçelerle red cevabı verilmiş.
Evren Civelek, 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrası önce Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile öğretmenlikten ihraç edildikten sona Gülen cemaatine yönelik soruşturmalar kapsamında tutuklanmıştı.
Civelek, memleketi Düzce olmasına rağmen Kırıkkale Keskin Cezaevi’ne gönderildi.
KHK’lı öğretmen; eşini, çocuklarını ve anne-babasının sadece açık görüşlerde bir arada görebiliyordu.
 
7 ARALIK CİVELEK İÇİN KÂBUS OLDU
 
7 Aralık 2018 Cuma günü Keskin Cezaevi’nin açık görüş günü için Evren Civelek’in eşi Hatice Civelek babası Emin Balıkçı ve iki kızıyla yola çıktı.
Kayınvalidesi Havva Civelek de Rize’den gelip onlara katıldı. Kurallar gereği sabah 7’de cezavinde olunması gerektiği için gece yarısı yola çıkmışlardı.
Açık görüş sonrası Evren Civelek ile vedalaşan aile 350 kilometrelik geri dönüş yoluna koyuldu ancak Ankara Mamak mevkisinde içinde bulundukları araç yoldan çıkarak şarampole yuvarlandı. Kazadan ağır yaralı olarak kurtulan Hatice Civelek de eşi gibi KHK ile öğretmenlikten atılmıştı.
İki çocuğunu, babasını ve kayınvalidesini kaybeden Hatice Civelek’in tedavisi Ankara Numune Hastanesi’nde sürüyor.
“EŞİMİ TEK BAŞINA HÜCREYE ATMAYIN”
 
Şuuru yerine geldiğinde eşinin çocuklarının ve kayınvalidesi ile babasının cenazesinde olduğunu öğrenen Hatice Civelek’in, “Ne olur, eşim bu kadar şeyden sonra hücreye dönemez, o hücreye tek başına atmayın onu. Benim belim, göğsüm, kolum kırık. Benim ona onun da bana ihtiyacı var. Lütfen onu bırakın.” dediği aktarılıyor.
Eşi hastanede ağır yaralı yatarken acılı baba Evren Civelek savcılığın özel izni ile çocuklarının cenaze namazında, Düzce’deki kabristandaydı.
Acılı annenin hayati tehlikesi bulunmazken, vücudundaki kırıklardan ötürü ameliyata alınacağı bildiriliyor.
Evren Civelek’in avukatı ise müvekkilinin tahliyesi için mahkemeye başvurdu.
Civelek daha önce verdiği, memleketi Düzce’ye yakın cezaevine nakil talebinde, ekonomik yönden sıkıntı çektiklerini, ailesinin görüşlere gidip gelmede zorlandığını da belirtmiş.
shaber

Benim Babam da Gelsin

Eşim gittiginde 7 aylık hamileydim stresten doğum sancım geldi ama doğum gerçekleşmedi hemşireler bile şasırdı ama büyük ihtimal bebek ölür dediler bir hazırlık yapmadım sadece 3 zıbın aldım herşeye hazırlıklı ol dediler …

 

Derken zaman geçti dünyalar tatlısı yavrumu sapasağlam kucağıma aldım Rabbime şükürler olsun şimdi 2 yaşında, babam ……dua ediyor, ya Cemil diyor, Kuran okuyor onun babası onun gözünde…

 

Hiç yanında olmadı çünkü çok hasta olmuştu hastanade yatmıştık, ağlarken hep ya anne ya abla diye ağlıyordu, odada diğer yatan hasta yakınının dikkatini çekmiş olacak ki “bu çocuk ya anne diyor ya abla sizin babaniz nerede” dedi…

 

Geçen annemlere gitmistik bir aile dostumuzda oraya geldi. Onların çocukları bir bayanların yanında bir erkeklerin yanında, benim yavrum tabi garip kaldı en son onları uğurladık baba oğlunu kucağına aldı, arabanın cocuk koltuğuna oturttu çocuk illa ben senin kucağına oturmak istiyorum diye israr edince  baba cocuğunu kucağına aldı.

 

Tabi bizim için sıradan bir misafir uğurlaması olsa da enise m icin durum daha farkliydi 2 3 saat sonra annemlerle vedalaşıp bizde ayrıldık.  Onu arabanin arka koltuğuna koydum ve ön tarafa geçmistim ki açmış ellerini “Allah’ım benim babam yok, Allahım benim babam yok” diyor ve sonra daha önce öğrettiğim  yapıyor ” ne olur Allahim ….nin da babası da gelsin ……nın da babası da gelsin,  benim de babam gelsin amin” diyor.

 

8 yıl hüküm alan babamız ne zaman gelir ne zaman ne kadarını telafi edebiliriz, kayıp zamanlarımızın bilmiyorum ama Rabbim bu masum bebekler, ağzı dualı yaşlılar hürmetine bütün  mağdur ve mazlumlari hürriyetine tez zamanda kavuştursun insallah…

Bir Doktor ve Ailesinin Yaşadıkları

15 Temmuz’a kadar sevdiğim meslek olan doktorluk mesleğimi yapıyordum eşim ögretmendi. Kara bulutlar bir bir üzerimize geldi. Önce ben açığa alındım sonra eşim ihraç edildi. 2 çocuğumuz var. Eşim Ağustos ayında gözaltına alındı 1 hafta gözaltında kaldıktan sonra tutuklandı… Ve hala 27 aydır tutuklu…

 

Bu evrede kayınpederim ve kayınvalidemin rahatsızlıkları, yaşlı olmaları nedeniyle beraber yaşıyorduk ve onlara bakıyorduk… Ben de bir gün mesleğe iade edilmem için soruşturma geçirdim ve o evrede gözaltında 3 gün kaldım ve neticede işime tekrar iade edildim elhamdülillah… Evimizi maddi olarak geçindirmeye çalışıyordum..

 

Biraz işler yoluna girmeye başladı derken kayınpederimi kaybettik ve eşim, babasını yaşarken göremeden cenazesine geldi.. Cenazaye gelişi hepimizi yaraladı..

 

Jandarma arabasından 10 dk inememişti. Çünkü evine hiç bir zaman cani gibi kelepçeli gelmemişti ilk defa geliyordu ve babasının cenazesine geliyordu elbet zordu.

 

Ve eşim biricik babasıyla helalleşemeden ayrıldı eşime ve bize bu sıkıntıyı yaşatanları yüce mahkemeye sevkediyorum zira yaşadıklarımızı taşlar, kayalar yaşasa eminim dayanamazdı…

 

 

Eşimi evimize bile sokmadılar evin bahçesinde kelepçesi açık şekilde taziyeleri kabul etmesine izin verildi  4 saat izin verilmişti..  Herkes eşime tuhaf tuhaf bakıyordu… Cenazeyi defnettik… Kayınpederim gazi olduğu için bir yanda tören yapılıyordu. Ne acıdır ki bir yanda da eşimi terör yaftasıyla tıpkı bakışlarıyla  eziyorlardı…

 

Kayınpederimin cenazesine eşimi yanında gelecek jandarmalara ücret ödeyerek getirdik. Şimdi kayınvalidem komada inşallah bir şey olmaz, eşimin yüreği bu kadar acıya dayanamaz diye korkuyordum şükür biraz daha iyi kayınvalidem.

 

Kaderde ne varsa onu yaşıyoruz bir kaç ay sonra şikayet üzerine beni tekrar gözaltına aldılar ve tutukladılar tabi ihraç ettiler.

 

8 ay tutuklu kaldım ama bir gün olsun Rabbime isyan etmedim tek derdim evlatlarımdı anasız babasız kalmışlardı. Hep dua ettim “Hz Hacer validemizi evladıyla yalnız kalınca nasıl sahiplendiysen benim evlatlarımada kolkanat ger Allahım yanlışa düşürme” diye.

 

Allah’ a ( C.C ) emanet etmiştim ikisinide yaşlı bir babanneleri vardı. Halaları sahip çıktı evlatlarıma hamdolsun.

 

Koğuşta ufak tefek hastalık yaşayan arkadaşlar oluyordu doktorda ayağımıza geldi deyip espiri yapıyorladı elimden geldiğince destek olmaya çalışıyordum.

 

Oranın maneviyatı apayrı güzel Rabbim hepsini biran evvel kurtarsın. Bazen yalnız çıktığıma üzülüyorum, keşke hep beraber çıkabilseydik diyorum sonra Rabbim kaybedenlerden eylemesin.. Tez zamanda tüm hizmet insanı ve bizi sahili selamete çıkarsın.

11. Sınıf Öğrencisinin Kaleminden

Merhaba okuyanım,

 

Böyle başlamak bana umut veriyor sevgili okuyan niye mi? mektuplarıma yazılarıma böyle başlamak yazdıklarımın daha fazla okunmasına neden olacakmış gibi geliyor. Benim için çoklara hitap etmek sesimi duyurmak, kalplerize dokunmak o kadar önemli ki…

 

Mutluyum iki yıldır arkadaşlarım için çabalıyordum ama bu yıl cok fazla birşey yapamadim. Sevgili okuyan  bana birgün arkadaşlarınıza hayırhah  olun denmişti, benim aklımda belli isimler zaten. Ben sevgili okuyandan  gücü almıştım bikere ve tekrar çabalamaya başladım arkdaşlarım için..iki yilin sonunda 3 arkadaşım namaza başladı. Belki cocuksu bir mutluluk bu, belki 3 şimdilik çok az ama sevgili okuyan öyle zor şartlardayım ki…

 

Okuldan beni seven 3 hocam var. Müdür, müdür yardımcıları onlar bile gözlerime nefretle bakiyor .Derste başarılı olduğumda önce tebrik ediyor sonra toplum içinde karakterime laf atıp beni rezil ediyor. O zaman sevgili okuyan o zaman öyle kötü oluyorum ki gözlerim doluyor. Ağlayasım geliyor. Ahlakıma laf ediliyor ve en kötüsü ne biliyor musun?

 

Buradan hizmetime alnı pak, yüzü pak insanlara bağlıyorlar işte o zaman öyle burukluk oluyor ki içimde…Her şeyi bas bas bağırmak hatalarını yüzlerine vurasım geliyor. Tutuyorum kendimi . Tıpkı başımı vücudumu dimdik tutuğum gibi. Sözlerime hakim oluyorum.

 

Bir dizi var adı “ELIF GİBİ” orada bir melodi var “Elif gibi dimdik dur” o zaman içimden o melodiyi söylüyorum o melodiden güç alıyorum. Biliyorum  benden daha kötü durumda kişiler var. Daha zor şartlarda olanlar var. “hepsi geçicek herşey bitecek,sen eğme başını Elif gibi dimdik dur.” Teselliye en çok ihtiyaç olduğum zaman bu melodiyi mırıldanıyorum.

 

Sonra eve gelip ağlıyorum. O zamanda şu melodim var. “Söz vermiştin, ağlamak yok üzülmek yok.”  Bu dönemde ağlayıp vah yanıp zamanımı boşa harcayamam. Ağlayamam boş zamanım yok. Zamanım  bu dönemde o kadar önemli ki 3 kişiyle başladım. Hedefim onlara ulaşmak . Tıpkı ablamın bana ulaştığı gibi bende çoklara ulaşmak istiyorum, beni gönül ferahlığına ulaştırdığı gibi bende ferahlık oluşturmak  istiyorum.

 

Sevgili okuyanım sonunda alacağımız ödül küçük değil…Ahh be okuyanım o kadar üzücü ki başımıza gelenler. Yetim kalan çocuklar, öksüz çocuklar durgun ve yetim kalpler. O kadar üzücü ki ; diller durgun, eller kollar bağlı gibi duruyor ama öyle değil..

 

Hiçbir şey bitmiş değil .Biz hizmetkârız Allah yolunda. Vücuduma kelepçe vursunlar benliğimle ruhumla hizmetkar olurum. Dilimi kessinler gözlerimle elimle anlatırım .Gözlerimi oysunlar kalp yolunu açarım. Kalbimi alsınlar. Allah yolunda şehit olurum .Ama ben biterim bu dava bu uğur, hizmetkar, bu hizmet bitmez. Bitmez okuyanım bitmez. Bu bitmez tükenmez yolda seninle hep beraber yürüyelim, bu yolda hep beraber tek vücutta.

 

Allah’a emanet olun.

 

11.Sınıf /Anadolu öğretmen

Hayatımı Değiştiren Dönem

Saat 10.22 güneş dışarıda parıl parıl, uyurken yüzüme vuruyor. Annem mis gibi patates kızartıyor. Birazdan hep birlikte çekirdek kahvaltısı yapacağız. Babam da içinden birşeyler mırıldanıyor. Ta ki kapı çalıncaya kadar.

 

Babam ” hayırdır inşallah ” dedi. Kapımızda tam üçü sivil dört polis duruyordu. Korkmuştuk ..Ben  korkuyordum. Streslendiğim için burnum kanıyordu ama ben burnumun kanamasına aldırmadan, babamın arkasında dolanıyordum. Bana otur demesine de aldırmıyordum.Ne yapsam da babamın kalmasını engelleyemedim…

 

Onu götürdüler…Balkonda el sallarken her yer kan gölüne dönmüştü. Yine de aldırmıyordum.

 

Bir zulüm dönemi başlayacağını içten içe hissediyordum. Artık  gözyaşlarıma hakim olamadım. Babamın suçu neydi?

 

Asil suçlu olan kendileriydi. Babamı adliyeden cezaevine götürecekleri zaman elleri arkadan kelepçeliydi. O an içim parçalandı. Onu öyle görmek…

 

Bir buçuk sene olmuştu. Hala evimizin neşesi evimizin direği gelmemişti.Görüşe gidiyorum, onu görünce unutuyorum herşeyi. Babam resmi olarak cezaevinde olsada o MEDRESE-İ YUSUFIYE’ de…

 

Karnemizi aldık, okulda  birinci oldum, desem çok mutlu olur. Keşke bunu her saniye diyebiliyor olsaydım. Herşeyi her an babamla paylaşmak istiyorum .Çok özlüyorum. Ama bu özlemim o kadar farklı ki beni anlayabilcek kişiye dahi anlatsam anlayamaz. Benim tek derdimi babam anlar…

 

Babam için her zaman dua ediyor, kendimi bırakmamaya çalışıyorum.

 

Bu günler de geçer. Bu zülüm de  biter. Gözlerini al yerden.

 

  1. Sınıf Öğrenci

Tıp Fakültesi Son Sınıf Öğrencisiyim

Ben üniversite son sınıf öğrencisiyim. Abim ise tutuklu. Abimin polisler tarafından alındığını duyunca, hemen yola çıkıp abimin yanına gitmek istedim fakat ben gidinceye kadar abim tutuklanmıştı bile. Artık ziyaret günü gider gorurum diye düşünüyordum. Ziyarete gideceğim günün sabahı, benim için de polislerin geldiğini öğrendim. Üniversite son sınıf bir kız için 5 erkek polis göndermiş emniyet güçlerimiz..

 

Evimizin her yerini didik didik aramışlar.. Ailemse paramparça olmuş durumda.. Abimin ziyaretine sadece küçük kardeşim gidebiliyor ihtiyaçlarını o karşılamaya çalışıyor. Peki devletimiz benden abimden anne ve babamdan ne görmüş de bir cani gibi bizi kovalıyor?

 

Benim eğitim hayatım yarım kalmış durumda ki tam da mezuniyetime ramak kalmışken. Benim eğitimimin yarım kalmasının, hayatının baharını yaşaması gereken 25 yaşındaki abimin tutsak olmasının bedelini kim ödeyecek… Babamın maaşına el koyan devlet bizim aç, susuz kalıp ölmemizi mi bekliyor…Lütfen sesimizi duyuru, bu konuda sizlerden duyarlılık  bekliyoruz…

10 Aralık Dünya İnsan Hakları Gününde Türkiyede Cezaevi Manzaraları

Türkiye’de 15 Temmuz 2016 yılında yaşanan kanlı darbe tiyatrosu sonrasında hak ihlalleriyle gündemde olan cezaevlerinde, anneleriyle beraber daha fazla bebek ve çocuk yer almaya başladı. Hukuksuz bir şekilde cezaevlerinde tutulan anneler başka bir çare kalmadığından dolayı bebek ve çocuklarını da ne yazık ki yanlarına almak zorunda kalıyor. Şu anda Türkiye’de annesiyle birlikte cezaevlerinde kalan bebek ve çocuklardan;

 

149’u 1 yaşın altında,

 

140’ı 1 yaş,

 

124 çocuk 2 yaş,

 

117 çocuk 3 yaş,

 

77 çocuk 4 yaş,

 

44 çocuk 5 yaş ve

 

6 çocuk 6 yaş olmak üzere toplamda 656 bebek ve çocuk yer almaktadır.

 

10 Aralık Dünya İnsanı Hakları dolayısıyla tekrar sormak gerekmez mi bu çoçuklar ve annelerini haksız ve hukuksuz bir şekilde cezaevlerinde kalmaları vicdanlarınızı sızlatmıyor mu?

 

 

https://t.co/R2CDxZZ6pC

 

BİZİ TAKİP EDİN

0BeğenenlerBeğen
98TakipçilerTakip Et
0AbonelerAbone

RECENT POSTS