25.2 C
Istanbul, TR
Salı, Haziran 25, 2019
Ana Sayfa Yazarlar Yazar: Mağduriyetler

Mağduriyetler

4516 İÇERİKLER 1 YORUMLAR

Anne, Abimin Babası Bize Çikolata Verdi

Anne, Abimin Babası Bize Çikolata Verdi
Eşim öğrenci yurdunda müdürdü. Ben ise bir dernekte çalışıyordum. Çalıştığımız kurumlar kapatıldıktan sonra 6 ay kadar işsiz kaldık. Her geçen gün kurumlarımız hakkında akla hayale gelmedik iftiralar yapılıyordu. Bu süre zarfında birçok arkadaşımız tutuklandı ve geride gözyaşları içinde masum yavrucaklar kalıyordu. Her birinin ıstırabına su serpmeye çalışıyorduk ki bir sabah bizim de kapımız polisler tarafından çalındı. Önce eşim için geldiklerini zannettik ama beni almaya gelmişler. Küçük bir aramadan sonra beni gözaltına aldılar. 3 aylık kızımı ve 4 yaşındaki oğlumu öperek ayrıldım. Gözaltı süresince eşim, beslenmesi için kızımı sık sık karakola getiriyordu. Onun kokusu ile rahatlamaya çalışıyordum. Ama aslında akıbetimiz belli idi. Sorgu, ifade alma hepsi göstermelik rutin işlemlerdi. Tiyatro darbe gibi tiyatro mahkemenin ardından tutuklandım. Kızım ile beraber cezaevindeydik. Neye kime üzüleceğime şaşırmıştım. Tevekkül ve dua etmekten başka yapacak bir şeyimiz kalmamıştı. Her ne kadar koğuşumuzun maskotu olsa da kızım için zor bir hayattı ama o bunların farkında bile değildi. Renksiz oyuncaksız küçük d
ünyasında yaşıyordu.
Eşim ve oğlum birkaç kez beni ziyarete geldiler. Bu arada eşim evimizi başka bir yere taşımış. İkametgahımızı yeni eve aldırmamıştı. Çünkü onun da tutuklanma ihtimali vardı. Oğlumuzun en büyük destekçisi babasıydı. 24 saati beraber geçiriyorlardı. Bir de eşim tutuklanırsa oğlumuz yıkılırdı. Birkaç ay sonra eşim eski evimize polislerin geldiğini öğrenmiş. Sağ olsun merhamet sahibi eski ev sahibimiz haber vermiş. Bu sefer eşim için gelmişler. O günden sonra eşim beni ziyarete gelemedi. Olsun, oğlum ile beraber olduğunu bilmek beni teselli ediyordu. Sonraları oğlumu hep teyzeleri ziyaretime getirdiler.
Zor şartlarda 8 ay cezaevi hayatımız oldu. Artık kızım yürüyebiliyordu. Mahkeme tutuksuz yargılanmama karar verdi. Hafta da iki gün imzaya gidiyordum. Ama bir iftiracının ifadesi sonrası tekrar tutuklanma riskine karşı imzaya gitmedim, gidemedim. Hamdolsun özgürlüğümüz olmasa bile oğlum ve eşim ile beraber tekrar mutlu bir aile olmuştuk. Bu arada mağdur başka ailelerin yardımına da koşmaya çalışıyorduk. Bizim de riskimiz büyüktü fakat perişan olmuş aileler ve ortada kalmış çocuklar o kadar çoktu ki hiçbir şey yapmadan duramazdık.
5 ay kadar sonra evimiz tekrar polis baskını gördü. O gün kız kardeşim misafirimizdi. Her ne kadar sadece misafir olduğunu söylesek de hep beraber göz altına alındık. Çocuklarımız olayın farkında olmadan karakolda bir taraftan öbür tarafa koşuyorlardı. Memurlar birkaç kez koşturmayın şunları diye uyarsa da bu sefer biz aldırış etmedik. İfadeden sonra beni ve kız kardeşimi bıraktılar ama eşimi tutukladılar.
14 aydır eşim tutuklu. Fazla kiloları vardı yaklaşık 25 kilo, hepsini verdi. Hasret acısı var bunun haricinde aile olarak ciddi sıkıntımız yok Hamdolsun.
Her hafta ziyaretine gidiyorum. Yolculuk zor olduğundan çocukları ayda bir açık görüşe götürüyorum. Oğlum babasının yokluğuna hala alışamadı. Hem annelik hem babalık yapma sırası bana gelmişti. Kızım 2 yaşını doldurdu ama babası ile toplamda 8 ay geçirmiş oldu. O yüzden babalık kavramını bilmiyor. Bir ziyaretimizde eşim, kızım ve oğlumuza çikolata vermişti. Kızım ziyaret dönüşü bana ” Anne abimin babası bize çikolata verdi” dedi. Gülsem mi ağlasam mı bilemedim.

Dûn (Dünya )

Tâhâ Yâsîn Yıldız
Dûn (Dünya )
Yok gönül yok! hiç ümîde kapılma,
Dûn-meydan hep sana çile olacak.
Birşey umup üç kuruşa satılma!
Üç günlük dûn, üç kuruşluk kalacak..
Devir ne olsa da, sakın ha kanma!
Her devir ağlatır dûn’da, bağlanma!
Bir heveskâr olup, boş yere yanma,
Var mı onda bir hâl, sermed olacak..
Bil ki bu dûn sana, her devir yaban,
Gönülsüze eğlencelik bir vatan,
Hangi ehl-i gönül olmuş ki şâdân,
Hep ağlatır kim ki olsa gülecek…
11-Haziran-2019
twitter.com/muhelhil

Bekledikçe

Yasin Aslıyanık
Bekledikçe
Kayıp bir evdeyim
Başım öfkeli, gönlüm hüzünlü
Sanki bir geceyim
Yıldızlarını kaybetmiş bendeki gökyüzü
Doğacak güneşi bekliyorum
&
Bekledikçe bekledikçe ağlarım
Eski anılarımı yüreğime bağlarım
&
Kayıp bir evin odasındayım
Gözlerim camı döven ışıkta
Garip bir bahar sevdasındayım
Bana bakan dağlara baktıkça
Açacak çiçekleri bekliyorum
&
Bekledikçe bekledikçe ağlarım
Yeni yaralarımı tenimde dağlarım
&
Sessizlik yalnızlığıma dokunur
Çığlık olmuş bu evde
Elemin yazdığı ağıt okunur
İçimde savrulan alevde
Söndürecek gönülleri  bekliyorum
&
Bekledikçe bekledikçe ağlarım
Mavi gökyüzünü bize çağırırım
&
Gizli gizli girenler var
Kapımdan içeri
Avuçlarından bana  mutluluk sunarlar
Elleriyle çözüyorlar ellerimdeki zinciri
Sonra beni yalnızlığa yine bağlarlar
Günlerin gözlerinde taşan
Özğürlüğü bekliyorum
&
Bekledikçe bekledikçe ağlarım
İmanımdan derdime sabır taşırım
&
Aslında ben nurdan bir evdeyim
Mağraların ıstıraplı sırrını taşıyor
Zemheri bir zamanı sevmekteyim
Bahar için karlı dağları aşıyor
Bende kollarında sevdalanmışım bekliyorum
&
Bekledikçe bekledikçe ağlarım
Hıçkırıklarımın yarasına gözyaşlarımı sararım

“Tutuklu Anne 25 Aydır Eşiyle Görüşemiyor”

“Tutuklu Anne 25 Aydır Eşiyle Görüşemiyor”
Adalet Bakanlığı verilerine göre Türkiye  cezaevlerindeki kadın tutuklu sayısı 10.248. Ne yazık ki bu kadınların bir kısmının eşleri de cezaevinde ve aileler paramparça olmuş durumda. Sivas E Tipi Cezaevi’ndeki Reşide Topçu’da onlardan biri.
HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Reşide Topçu’nun durumunu kamuoyuyla paylaştı. Eşi de Şanlıurfa Cezaevi’nde tutuklu olan Topçu; “2 kızım var, aile büyüklerimiz yok, çocuklarımsa her biri bir tarafta. Aile bütünlüğünü bırakın, ortada aile kavramı kalmadı, 25 aydır eşimle görüşemiyorum. Çocuklarımın telafisi olmayan şeyler yaşamasından korkuyorum” diyor.
Bir kadın 25 aydır eşiyle görüşemiyor ama bu durum adalet dağıttığını iddia edenlerin hiç de umurunda gibi görünmüyor. Onlara acımıyorsunuz anladık; peki masum çocukların suçu ne!

4 Yaşında Psikolojik İlaç Kullanıyor

4 Yaşında Psikolojik İlaç Kullanıyor
Çocukların Suçu Ne !
Hizmet Hareketi mensubu olan masum insanlara yapılan zulüm önceleri aileden ya anne yada babanın tutuklanması ile sonuçlanırken artık zalim guruh bununla yetinmeyip her
iki ebeveyni de tutuklayarak ufacık çocukları annesiz babasız bırakıyor.
Tüm Aile Cezalandırılıyor
Siyasi iktidar ve onun emriyle hareket eden hâkim ve savcılar almak istedikleri ifadeleri alamayınca masum insanları itirafçı olmaya zorluyor. Bu zorlama işkence yapmaya kadar varıyor. Öyle ki son olarak Dışişleri Bakanlığı personeline yapılan işkenceler hakkında Avrupa Birliği (AB)’den yazılı açıklamalar bile gelmeye başladı. İşkencelerin yanı sıra insanlar itirafçı olmayınca eşleri de tutuklanarak minik ve masum yavrular annesiz babasız bırakılıyor.
Çocuklar Psikolojik Tedavi Görüyor
Düzce’de yaşayan Yiğit ailesi de bu toplu cezalandırmaya maruz kalan ailelerden yalnızca bir tanesi. Baba İsmail ve anne Derya Yiğit birlikte tutuklanarak cezaevine gönderildi. Yalnız kalan 4 yaşındaki çocukları Fatih ise akrabaların da kalıyor. Daha bu yaşta anne ve babası hukuksuz yere tutuklanan Fatih’in bedeni ve aklı bu ayrılığa daha fazla dayanamadı ve artık psikolojik tedavi görmeye başladı.
Çocuklar Cezalandırılmasın
Bedeni ve ruhu bu ayrılığa dayanamayan Fatih gibi binlerce çocuk Türkiye’de anne ve babası birlikte tutuklandığı için psikolojik tedavi görüyor. Onların ve ailelerinin tek bir isteğ
i var. Mahfedilen kendi hayatlarından vazgeçmiş durumdalar. Yeter ki çocuklarının hayatları karartılmasın.

Bu Çocuklar Türkiye’nin Gerçek Yüzü

Bu Çocuklar Türkiye’nin Gerçek Yüzü
15 Temmuz dan sonra çıkarılan KHK’lar ve sonrasında gelen hukuksuz tutuklamalar ile Türkiye’de yüzbinlerce kişi işinden atıldı ve onbinlerce insan tutuklanarak cezaevine konuldu. İçişleri Bakanı’nın verdiği son verilere göre kamudan ihraç edilenlerin sayısı 130 bin iken tutuklanan insan sayısı ise 80 bin civarında bulunuyor. İçişleri Bakanı’nın övünerek verdiği bu rakamlar aslında Türkiye’nin ne denli hukuktan ve adaletten uzaklaştığının göstergesi.
Uzmanlar İçişleri Bakanlığı’nın yaptığı bu açıklamanın yanı sıra çoğu kimsenin görmek istemediği asıl büyük sorunu ortaya koyuyor.
Tutuklanan bu insanların çoğunun çocukları ufak yaşta olup, anne-baba sevgi ve ilgisine muhtaçlar. Bu çocukların bir bölümü ise ebeveynlerinin tutuklu olması nedeniyle daha fazla mağduriyet yaşamaktalar.
İnsanların Görmezlikten Geldiği Tablo
Uzmanların görüşlerine göre bu çocukların çoğu psikolojik tedavi görüyor. Bu yaştaki ruh ve beden durumları bu ağırlığı kaldırabilecek durumda değil. İleri de bu çocukların çoğunun topluma problem olma ihtimali çok yüksek. İşte bu ailelerden biri de Ankara’da tutuklanarak Sincan Cezaevi’ne gönderilen Mehmet ve Sahra Uslu çifti. Yaşanan bu cadı avında her ikisi de tutuklanarak cezaevine konuldu ve çocukları 3 yaşındaki Elif’de anne ve babasız kaldı.
Ankara şimdi daha bir kara ve hemen hemen her evde Elif bebek gibi gözü yaşlı duran çocuklar pencereden anne ve babalarının cezaevinden gelip onlara sarılacağı anı bekliyor. Bazısının yüreği bazısının ise aklı bu acıya artık dayanamıyor. Çocuk yaşta ilaç tedavisi görüyorlar. Omuzlarına hayatın en ağır ayrılık yükünü daha bu yaşta alıyorlar.
Elif bebek ve onun gibi anne babasından ayırdığınız yavrucakların omuzlarından bu ağır yükü alın artık.

 

Anne Babam Terörist Mi?

Anne Babam Terörist Mi?
Ben kendi halinde bir esnafım, kendime yakın zamanda yeni bir dükkan aldım. Mecburen 100 bin TL kredi çektim, ve her ay bunun mutat ödemesi var. Geçen ay iş yerime kimlik tespiti bahanesiyle polisler gelmiş. Önce işyerime ertesi gün de evime gelmişler. Ben iş seyahati için şehir dışında olduğumdan dolayı sabah saat 06.00 da beni bulamamışlar. Buna rağmen kapıyı hanım ve çocuklar açmış ve 45 dakika aramadan sonra tutanak tutup gitmişler. 2 oğlum var haliyle annelerine ‘’Anne söyle babam terörist mi, polis bu sabahın erken saatinde ne arıyorlar evimizde’’ diye soruyorlarmış. Anneleri de ağlamaklı bir şekilde ‘’Yok evladım baban terörist olur mu hiç. Yardım derneğine üyeymiş ondan gelmişler’’ diyebilmiş.
Malum kriz var her ay ödenmesi gereken kredi borcu var. İşler durgun ve ben kendi evime, işyerime bile gelemiyorum. Çünkü maalesef devletimize güvenmiyorum. Suçsuz yere beni de tutuklanan yüzlerce kişi gibi tutuklayacaklar. Ailem perişan vaziyette. Ben nerede yer bulursam orda kalıyorum. İşlerden de benden başka kimse anlamıyor. Küçük oğlum annesine ‘’Ben bundan sonra okula gitmem’’ diyormuş.  Ey insafını kaybetmemişler size sesleniyorum bitsin bu zulüm artık. Bu haksızlığa hep beraber dur diyelim.

5 Kızımla Mutlu Mesut Bir Aileydik

5 Kızımla Mutlu Mesut Bir Aileydik
Ben 62 yaşında mesleğinden ihraç edilmiş bir sağlık memuruyum. 5 kız evladım var. Hepsini tek memur maaşımla üniversite okutmaya çalıştım. En son küçük kızım bu sene mezun oldu. Ben de yılım dolduğu halde emekli olamadım. Evlatlarım şehir dışında üniversite okurken onların güvenilir yerlerde kalması tek isteğimdi. Öyle de oldu. Kaldıkları üniversite yurtlarında aklım hiç onlarda kalmadı, sonra 4 kızım kendileri gibi vatanına milletine bağlı damatlarımla evlendiler. Çok mutlu ve huzurlu yıllar geçiriyorduk, ta ki 15 Temmuz’ a kadar.
Evlatlarımın üzerine haince planlanmış yalancı bir darbenin suçu atıldı ve hepsinin hayatı bir bir değişti. Önce büyük kızım daha bebeği 19 günlükken eşinden ayrılmak zorunda kaldı; 3 çocuğuyla yabancı bir şehirde ve damadım 5 ayı geçti evine dönemedi. Sonra 2. kızım ve eşi işlerini ve güvenilirliklerini kaybettikleri için 3 çocuğuyla hastalıklarla pençeleştikleri bir Afrika ülkesine gitmek zorunda kaldı. 3. kızımın eşi açığa alındı ve tutuklandı. 4. kızımın çalıştığı kurum kapandı ve eşi ihraç edildi. Şimdi onların da bebeği doğdu ve damadım özel ders anlatarak ailesini geçindirmeye çalışıyor. Çok şükür. 5. kızım henüz bekar. Bana gelince evlatlarımın arkasında oldum, üzülmeyin ben hepinize bakarım dedim ve bir gün ansızın ihraç olduğumu öğrendim.  Suçum nedir çok sordum. Sadece bu evlatlarımı gönderdiğim dershane ve yıllardır biriktirdiğim Hac paramı yatırdığım banka. Şimdi evlatlarımız ne olacak. Onlara kim sahip çıkacak. Ben çocuklarımı, onlar beni arayarak birbirimize teselli veriyoruz. Telefonda konuşurken dahi ağlıyorum ve konuşamayıp annelerine veriyorum. Bu zulme lütfen seyirci kalmayalım.

 

İnşallah Geçecek Bu Günler

İnşallah Geçecek Bu Günler
Merhaba size İzmir’den yazıyorum, en güzel günümüzü de en kötü günümüzü de yaşadığımız bu şehirden sesleniyorum sizlere. Biz 3 kardeşiz. Ben eczacılık okuyorum, bir kardeşim mühendislik okuyor, diğeri de matematik mezunu. Yaşları birbirine yakın 3 kız kardeşiz, üçüz gibi. Babam öğretmen, annem ev hanımı. Küçük ama huzurlu, helal rızıktan gayrısının girmediği yuvamız vardı. Vardı çünkü 15 Temmuz sonrası huzurumuz kalmadı. Tam 20 yıl önce sadece eğitim adına yardımda bulundu diye birisi şikâyet etmiş babamı ve babam sırf bu sebepten açığa alındı. Emekli olacaktı oysa. Bu sene emekliliğini istedi kabul etmediler.
Sıkıntılı günler başlamıştı böylece. Derken okullar açıldı ve biz 3 kız kardeş üniversite son sınıfta okuyan kardeşimiz için Bornova’dan tuttuğumuz eve doğru koyulduk yollara. Babam açığa alınmış olmasına rağmen eksik etmedi hiçbir şeyimizi. Bizse sadece korkuyorduk ya daha kötüsü olursa ya babamı alırlarsa diye. Çünkü etrafımız böyle örnek olaylarla doluydu. Biz bu korkuyla yaşarken bir sabah zil çaldı, bildik bu gelen polisti ve kesin babam için gelmişlerdi.  Kapıyı açtık babamı alacaklar diye beklerken son sınıf öğrencisi olan kardeşim için geldiklerini söyledi polisler. Şoktaydık, sebep sunmadılar önce, sonra avukattan öğrendik bir derneğe üye olduğu için almışlar. Sonrasında ise tutukladılar. 1 hafta geçmedi bu kez babamı da aldılar. Babasız kalınca iyice zor oldu günler, çünkü bizi ayakta tutan onun yüreği idi. Neyse ki 2 hafta sonra babam serbest kaldı ancak kardeşim hala içerde. 2 ay olacak nerdeyse tam 2 ay. Daha okulunu bitiremeden aldılar yıllarını. O umudunu yitirmedi adalete dair. ALES kitabı istedi benden ve ekledi “Tezimi de yazacağım, onu bitireyim en azından” dedi. Yüreği güzel kardeşim o 4 duvar arasında hala umut dolu. Ben de ümitvarım artık. İnşallah geçecek bu günler. Önce Rabbimin izni ile sonra sizlerin vesilesi ile.

Bize Yardım Edin

Bize Yardım Edin
Ben 60 yaşında hala tarlada çalışan, yazın sıcak kışın soğuk demeden yaşam mücadelesi veren bir anneyim. 6 çocuğum var. Köy şartlarında okutmak çok zor oldu. Hepsi sırayla ilköğretim ortaokul lise üniversite okudular. Kara sabanla sürdüğümüz tarlamızdan kazandığımızla okuttuk çocuklarımızı. Onlarda hiç bizi üzmedi Elhamdülillah. Sabah erken kalkar keçileri otlatır sonra okula giderlerdi. Okuldan gelip hemen seraya girerlerdi. Hepsi de okudu çok şükür meslek sahibi oldular. Hep öğretmen olsunlar gelsinler yakınımızda olsunlar isterdim. En küçüğüm hala gözümde büyümeyen Eminem’ e nasip oldu. Diğerleri nerde ekmeğini kazandılarsa oralara dağıldılar. Küçük kızım KPSS’yi kazanamayınca ilçede özel bir dershanede çalışmaya başladı. Yakın olduğu için çok mutlu olduk. Babasıyla hastalandığımızda ilçeye gittiğimizde bir kapımız var gideceğimiz diye mutlu olduk. Sonra kızım ilçede mebde öğretmen olan tanıdığımız birinin oğluyla evlendi.
Her şey çok güzel derken 15 Temmuz oldu. Köy insanı TV’ den izlediğimizle anlamaya çalışırken olanları duydum ki kendileri evde yokken kızımın evini polisler basmış, aramışlar bir suçlu gibi bilgisayarlarına el koymuşlar. Kızım çok yufka yürekli, hayatında kimsenin kalbini kırmamış bir insandır. O kadar da heyecanlı ki polisin aradığını duyunca şoka girmiş gibi belden aşağısı tutmamış, ayakta duramamış. Polisler evlerini aramaya gece on bir de gelmiş, onları ev sahibi aramış, 2 saat uzaklıkta kayınvalidesinde yaz tatilinde idiler. Hemen yola çıktılar, ifade verdiler, damadımı bir hafta gözaltında tuttular ve şartlı tahliye ettiler.
Derken bir gün yine polis zillerini çalıp imzasında bir problem olduğunu söyleyip damadımı emniyete çağırdılar ve gidince de tutukladılar. Damadımın hiçbir derneğe üyeliği de yok suçsuz yere 2,5 aydır tutuluyor. Babası kalp krizinden vefat ettiği için annesinin tek tutunduğu daldı. Onun da tutuklanması annesini çok üzdü saçları kaşları döküldü kadıncağızın. Biz ise bir taraftan damadımıza bir taraftan yalnız başına mücadele etmeye çalışan kızıma üzülüyoruz. Biri köyden inmiş çaresiz bir baba, diğeri mazlum bir kız. Emniyetteki muhatap oldukları polis size iyi bir haberim var demiş. Hayatında yalan olmayan insanlar hemen sevinmiş polisin gözünün içine bakmışlar ümitle, polis iddianame bir yıldan önce hazırlanmaz demiş bizimkiler şaşkın hiç beklemiyorlarmış böyle bir alayı kızım ağlamış.  Bebekleri olmadığı için tedavi amacıyla bankadaki biriktirdikleri paraya el koymuşlar. Kızım kredi kartı borçlarını ödemiş hesaptan. Kart ödemesi olmadan el koymuşlar ödediği paraya. Sonra da borcundan dolayı icra gelecek diye aramışlar.
Benim çocuklarım vatan millet sevgisi ile dolu, bu yaşlarına kadar kimseye zararı dokunmamış iki öğretmen. Damadım haksız yere içeride, kızım ise tek başına mücadele etmekte. Bize yardım edin, biz köyde onların haline üzülen ama elinden bir şey gelmeyen çaresiz anne babayız.

BİZİ TAKİP EDİN

0BeğenenlerBeğen
98TakipçilerTakip Et
0AbonelerAbone

RECENT POSTS