17.5 C
Istanbul, TR
Çarşamba, Ekim 17, 2018
Ana Sayfa Yazarlar Yazar: Mağduriyetler

Mağduriyetler

3447 İÇERİKLER 1 YORUMLAR

Evladımı benden aldılar!

Evladımı benden aldılar!

6 Yıldır koruyucu annelik yapan kadının eşi tutuklanınca evladını elinden aldılar.

“Şu anda kokusuna çok hasretim. Sesine çok hasretim!..”

Baharım

Baharım
26.09.2018

Kışımda yaz, gecemde gün, güzümde Baharım, canım kızım… iyi ki doğdun…
86 günlüktün, güneşi çaldıklarında senden, Adı “cezaevi” olan bu yere hiçbir günahın yokken tüm masumiyetinle girdin. Kocaman bir kış geçti… Seni sıcak su torbalarıyla ısıtmaya çalıştığım geceler, demir kapılı buzhaneden farksız banyoda, çamaşır leğeninde yıkanırken, acı acı ağlamalarınla geçen günler…
Ve ardından bir bahar geçti… ilkbahardı… ilk baharındı… bol acılı, bol salçalı, bol yağlı yemeklerle girdin ek gıda dönemine.. daha 6 aylıktın… ağacın yeşilini, çiçeğin desenini bilmedin, boyu 8 eni 6 adım olan avludan gördün gökyüzünü… kutunun dibinden bakar gibi…
Mahkum değildin ama mahkum gibiydin, lacivert diye alınmayan yeleğin, üzeri yazılı diye alınmayan tshirt’ünle, 3 aylıkken tutuklanmıştın, sende benimle. Suçumuz masum olmak. Artık masumları hapsediyorlar kızım…
Ortaya serilen battaniyeydi emekleyebileceğin alan, kanepe yoktu, halı yoktu, bir mama sandalyesini bile çok gördüler sana… Niloya’yla oynayamazdın yasaktı…ve daha nicesi…
Derken 1 yaşına geldin… her türlü imkânsızlığa rağmen koğuş arkadaşlarımız pervane oldular etrafımızda… Kendi evlatlarına hasret anneler, yüreklerine akıttılar gözyaşlarını… Seni bastılar bağırlarına. Gelen mercimek çorbasını süzüp, köfte yaptılar, revaniyi yıkayıp pasta yaptılar, semaverin buharında pişirdiler, sevgilerini kattılar. Unutamayacağımız bir doğum günü hazırladılar bize. Hediyelerini elleriyle ördüler. İyi ki doğdun diye haykırdılar tüm samimiyetleriyle… bende dudaklarımı ısırdım, yüreğim kanadı ama gülümsedim güzel kızım. iyikileri sıraladım içimden…
Ve yine kış geldi, geçen yıl buraya geldiğimiz vakit gelmek üzere… tam 1 yıl çaldılar ömrümüzden…
Henüz konuşamıyorsun… ba-ba ve ne-ne dışında bir şey diyemiyorsun… bir gün “anne neden buradayız” diye soracaksın diye korkmuyor değilim… Nasıl anlatabilirim ki sana bu kadar çirkinliği… Sadece bil isterim ki “HAYATIMDA HİÇ OLMADIĞIM KADAR ALNIM AK BAŞIM DİK” canım kızım…
Sen doğmadan sadece 6 hafta önce, senin hayatını hiçe sayarak, beni günlerce alıkoyanlar, adaletin sarayında (!) Beni odalarına kapatıp tehdit edenler, ahlaksız ithamlarda bulunanlar, sen doğduktan sonra da evladının yüzünü göremezsin tehditleri savuranlar… bilmiyorlar ki Allah istemezse bir yaprak dahi kıpırdamaz.
Duydum ki haberler yapmışlar, namusuma bile dil uzatmışlar. Senin adını da almışlar, çirkin dillerine… Kalbi çirkin olanın, dili de çirkin olur canım kızım. Ve unutma “Herkes karakterinin gereğini sergiler”
Kızdın mı onlara anne dersen ve kızıyor musun?… ağızını demir ranzaya vurup oluk oluk kan aktığı o gün bile kızmadım kızım… yüreğim kanadı sadece, sen ağladın ben ağladım, sen sustun ben yine ağladım… Allah öç alanların en hayırlısıdır canım kızım, beddua etmedim asla… onlar için ettiğim tek dua “Allah’ım bize merhametinle, onlara adaletinle muamelede bulun” AMİN…
Beni şu süreçte en çok üzen dostun vefasızlığı oldu. Bunu sana nasıl anlatabilirim bilmiyorum. Dost nasıl vefasız olur, vefasız olandan dost mu olur?
Seni çok seviyorum güzel gözlüm. İyi ki doğdun
Annen Özge Elif

 

Tutuklu Eşini Ziyarete Giderken Yolda Gözaltına Alınan Anne

Hayatımız 15 Temmuz sonrası bir dönüm noktasına girdi, eşimin hakkında terörist !!! olduğu iddiasıyla arama kararı vardı, Ağustos 2017 de bayram ziyareti için baba evini ziyarete gittiğimizde, sabah bir anda polisler gelip eşimi aldılar ve tutuklandı… İşte kâbus o vakit başladı. Benimle ilgili olacaklardan habersiz eşimi açık görüşe ziyarete gidiyordum iki evladımla… Birden otobüsü durdurdular ve ismimi okudular şook olmuştum… Meğer ben evden çıkar çıkmaz, annemlerin evini basmışlar ve annemde eşimin görüşü için yola çıktıgımı söylemiş … Otobüsten beni aldılar. 4 ve 7 yaşındaki yavrularımın gözleri önünde.

O an bitmiştim adeta…

Benden kopmak istemeyen kızım adeta çıldırmış gibiydi, iki yavrumu da kopardılar ve gözaltı sürecim başladı …. 4 gün gözaltında kaldım ve eşimin bunların hiçbirinden haberi yoktu ertesi gün mahkemesi vardı. Mahkeme sırasında benim gözaltında olduğunu öğrenmiş ve yıkılmış…

Eşime suçsuz yere 7 yıl verdiler, bu dört gün boyunca iki evladım, hem anneden hem de babadan ayrı kaldılar…

Bacaklarındaki rahatsızlığından dolayı yürümede sıkıntı yaşayan ve hasta olan annemin yanında kaldılar, psikolojileri altüst oldu.. Gözaltına alındığim ilk gün sekiz tane polis üstüme doğru yürüdü ve baskı yaptılar ne ile ve ne için suçlandığımi bilmeden dört gün 4 asır gibi….

Şu an serbest kaldım, dışarıdayım ama heran ne olacak korkusu ile yaşıyoruz …Yaşadığım travmayı hala atlatamadım.. Eşimden ayrı, geçim sıkıntısıyla bir başımayım.. Evlatlarımla birlikte olmak tek tesellim..

Yaren’im

Yaren’im

 

Ağlama Yaren’im.
Ağlama kuzum,
Bak nöbette kimsesizim,
O yüzden gözlerim şiş
Ve ben uykusuzum

Ağlama Yaren’im,
Ağlama babam,
Bende senin gibiyim,
Sessiz olmaz hiç gidişim,
Ağlarım anlatamam.

Bakma sessiz kaldığıma,
İçimde fırtınalar,
Bakma boynumu büktüğüme,
İçimde ki yaşlar sicim sicim?
Her yanı okyanusa bağlar.

Sen ağlama bebeğim,
Sevgimiz eritir tunç’u demiri,
Aşkımız sihir olur kelebeğim
Açılır kilitler bir bir,
Bu salon bak, düğün yeri

Not: Bu şiir bir açık görüş sonrası ayrılırken kızının çok ağlaması üzerine babasının o duygularla yazdığı şiirdir.

Kim Suçlu?

 

Eşim Adana doğumlu. Kahramanmaraşlı olan ailesi o doğmadan iki yıl evvel göç etmiş Adana’ya. Bir ablası ve bir erkek kardeşi ile inşaatlarda ustabaşılık yapan ve fakat evine para getirmeyip sorumluluk sahibi olmayan bir babanın elinde yokluk içinde büyümüş. Çocukluğu marketlerde çıraklık, sokaklarda simit satıcılığı ve Adana’ya özgü “bici bici” isimli tatlı satışı yaparak geçmiş. Bunun yanında başarılı bir öğrenci ve herkesin parmakla gösterdiği ahlak sahibi bir gençmiş. Lise bitimine kadar hayatı Adana’da zorluk ve yoklukla mücadele ederek geçmiş ama üniversiteyi kazanıp Fizik okumak üzere geldiği Manisa’da da durum pek farklı olmamış. Hayat mücadelesi ve geçim sıkıntısı şahsi hayatının hep bir parçası olmuş. Bu sıkıntılar ile mücadele ederken iktisadın bereketini ve israf etmemeyi yaşayarak öğrenmiş. 7 yılda bitirdiği okulun ardından İzmir’de bir müddet daha çalışmış.

Ben de ayni üniversitenin farklı bir fakültesini bitirmiş ve Manisa da göreve başlamışken kendisinin evlilik teklifine evet diyerek huzurlu ve mutlu, istikametin Hak rızası olduğu bir yuva kurmuştuk. Evliliğimizin ilk yılında vatanî görevini yapmak üzere kısa dönem asker olarak Muş’ a giden eşim döndüğünde ülkesine hizmet etmek isteyen her vatan evladı gibi hemen işinin başına koyulmuş çoğu zaman yoğun mesailerimiz sebebiyle birbirimizi pek göremesek de öğretme aşkı ve öğrencilerimize duyduğumuz tutku ile koşturup durmuştuk.

Ülkenin iyi yetiştirilmiş ve haksızlığa karşı duran her ferdi gibi bizim de dönüm noktamız 15 Temmuz olmuştu. Öncesinde gecelerce teheccütlerde seccadelerimizi ıslatamasak da dua dua yalvarmış ancak o gece ve hemen akabinde tüm ülkede bir vebalı gibi muamele görmekten kurtulamamıştık. Biri 12 aylık diğeri anne karnında 3. ayını henüz doldurmamış iki yavrumuzla sila-i rahîm için gittiğimiz seyahatten dönünce önceleri bir tereddüt yaşamış sonrasında ise eşim geceleri evde kalmayacak şekilde bir tedbir almaya çalışmıştık.

24 Ekiml 2016 tarihinde sabah 05.40 civarında iki polisin kapıyı çalışı üzerine 15 aylık yavrumla evde tek başıma olduğum hâlde kapıyı açmıştım. Karşımda iki polis memuru, bir apartman görevlisi ve bir yönetici ile birlikte evimin aranmasına eşlik etmek zorunda kalmıştım. Eşim ile ilgili sorulara soğukkanlılıkla cevap vermiş hatta polislere bir bayan memurun olmadan evimin

aranıyor olmasından dolayı duyduğum rahatsızlığı dile getirmiştim. Onlar da bu sabah çok operasyon olduğu için memur yetersiz diyerek tüm evimizi aramış ve masa üstündeki laptopumuzu delil olarak sayıp yanlarında götürmüşlerdi. Evimize yapılan bu operasyon sonrasında 1,5 yıllık süre içerisinde iki kez taşınmış ve küçük oğlumuzun doğumu için hastanelere tek başıma gidip gelmiştim. Hamilelik ve yeni annelik bir kadın için en hassas olduğu dönemler iken hukuksuz ve adaleti hiçe sayarak uygulanan yönetim biçimi neticesinde ben ve binlerce hemcinsim acının ve ıstırabın en şiddetlisini göğüslemek zorunda kalmıştık. Göçebe yaşadığınız bu süre içinde düşüncemiz ailemizi ne olursa olsun bir arada tutmaktı. Çocukların anne babası ile büyümesine gayret etmekti.

22 Aralık 2017 tarihinde yeni taşındığımız eve geleli daha bir ay bile olmamışken, eşimin gözaltına alındığını öğrendim. 1 haftalık gözaltı süresinde durumu hakkında zar zor bilgi alabildik, hatta gözaltı bitiminde mahkemeye çıkarılacağı vakit ailesi olarak bizlere ve avukatına dahi önceden bildirilmedi. Biz kendi imkanlarımız ile öğrenip adliyeye gitmiştik. Yine adliyede beklettikleri sırada suçları henüz ispatlanmamış ve masumiyet karinesine göre de masum sayılan şüphelilerin avukatı ve ailesi ile görüşmesine asla fırsat verilmeyerek ayrı bir suç daha işlenmişti. Mahkeme eşimin ve diğer sanıkların anlattıklarını bile dinlemeden tutukluluk kararı vermişti.

Eşimin tutuklandığı günlerde ve sonrasında bize bakan yönüyle iki küçük bebekle hayatımızı idame ettirmeye çalışıyoruz. Yazının başında belirttiğim eşimin babası ve maalesef annesinin belki de imkanları olamadığından hem bana hem eşime maddi ve manevi hiçbir destekleri olamadığı gibi şimdilerde kardeşleri de dahil eşimi ziyaret edebilen de olmadı. Benim ailem sürecin başından beri bütün imkanlarını seferber ederek bize destek olmaya çalıştılar. Fakat babamın son zamanlarda nükseden rahatsızlığı ve damadının uğradığı haksızlıklar karşısında üzüntüleri neticesinde zor günler geçiriyoruz. Eşim içerde geride bıraktığı ailesinin bir yönüyle yalnız kalmış gibi olmasına üzüldüğünü ve evlatlarının babasız büyümelerine gönlünün elvermediğini söyleyip çok büyük hasret çekiyor.

10 kişilik koğuşunda 24 kişi kalıyor ve abdest almak vb. ihtiyaçlar için gün içinde bazen yalnızca 3 dakikalarının olduğunu söylüyor. Kalabalık ve yatakların yerlere serilip koğuşun her yerinin dolu olduğu bir ortamda ibadetlerini eksiksiz yerine getirip bol bol dua ettiklerini belirtiyor. Her türlü fiziki şartın henüz suçları ispat edilmemiş masum insanların zorlanmaları için oluşturulduğu bir ortamda diğer tutuklulara verilen haklardan dahi mahrum olarak günlerce aylarca belirsiz bir tahliye tarihini beklemek eşi görülmemiş zulümdür desek abartmış olmayız diye düşünüyorum. Yemeklerin bilerek yetersiz verildiği, hastalara ilaçlarının verilmediği, en temel insanî gereksinimlerini bile karşılayamadıkları dört duvar arasında şükür ki inançları ile dimdik duruyorlar. Neticede onlar tarihe mazlum, bu ezayı gösteren cefa çektirenler ise zalim olarak geçiyorlar. Bu şeref de bize yeter! Vesselam..

Kalp Durur

Rana GÜL

 

Baktım ki çözülmeyi,
Bir düğümde ben attum.
Yüzümüz hiç gülmeyi,
Allah’ım ben ne yaptum.
*
Yalnızluk kuyusuna,
Ayrılığu ben attum.
Sevdanun uykusuna,
Ölüm, diye ben yattum.
*
Sorsan herkes eyidur,
Falanı filanı bilur.
Bir tek ben deliyimdur,
Filan beni ne bilur
*
Zamana düşer ateş,
Vakıt geçmez ki durur.
Yüreğimde bir savaş,
Akıl durur, kalp durur.

Yüreğim Üç’e Bölünmüş Adaletin Tecelli Etmesini Bekliyorum

15 Temmuz 2017 Salı akşamı iftarımızı ailece yaptık. O akşam içimizde ciddi bir sıkıntı vardı. Evden hemen çıkalım istedik. Misafirliğe gittik ve gece 12.30 gibi eve geldik. Ben arabayla uğraşıyordum anahtarı oğluma verdim. 10 dakika sonra oğlum geri geldi. ‘Baba anahtar olmuyor’ dedi. Ben de ‘nasıl olmaz oğlum her zamanki anahtar birde ben deniyeyim’ dedim. Olmadı tabi. Bizim hiç aklımıza gelmiyor. Komşulara çıktım. Hiç kimse kapılarını açmadı. Benim aklıma, polisin gelebileceği hiç gelmiyor. Meğerse o gün, o saatte operasyon olmuş. Biz ortada kaldık. Ne yapacağımı şaşırdım. O arada bir arkadaşı aradım. O da bize gel dedi. Ailece gittik. O gece o arkadaşta kaldık çoluk çocuk. Evden bir şey alamadık. Elbiselerimiz evde kaldı. Henüz 5 aylık çocuğumuz var. Onun eşyaları da evde kaldı. Eşim çamaşır yıkamıştı. Ev birinci katta idi. Gittim gecenin bir yarısı kendi çamaşırlarımız balkondaki askıdan aldım. 3 gün o elbiselerle idare ettik. Bu zaman zarfında kardeşimi çocukları alması için çağırdım. Allah razı olsun, geldi ve aldı çocukları. Sonra hepsini babamın yanına memlekete gönderdik. Çocukların ve hanımın eşyaları evde kaldı.

Çilingir tanıdığım vardı. Onunla görüştüm. ‘Benim eve girmem lazım, nasıl yaparız’ dedim. O da iftar vaktine yakın kilidi kırdı. Bende kendi evime hırsız gibi girdim. 15 dakika da çocukların eşyaları ne varsa hepsini bir çuvala koydum ve çıktım evden. Arabayı yakın bir yere park etmiştim. Alelacele çuvalı arabaya attım ve götürdüm. Biraz da ev eşyası ile birlikte kargoyla memlekete gönderdik. Kendi oturduğumuz eve bu şekilde girmek çok dokunmuştu. Başıma ne geleceğini bilmediğim için bir yandan eve girmekten korkuyor bir yandan da kendime kalacak yer bakıyordum.

Artık eşim ve çocuklar babamın yanında memlekette kalmaya başladılar. Ben de orada burada kalmaya çalışıyordum. Kimseye zararım dokunmasın diye çocukların yanına da gidemiyordum. 23 Şubat 2018’ e kadar böyle devam etti. Sonrasında eşim için babamın evine gelmişler ve onu gözaltına almışlar. O hafta çok üzülmüştüm, o kadar ağladığı mı hatırlamıyorum. 3 tane evladımız var. İki oğlan bir kız. Kızım 5 yaşında ve oğullarım da biri 9 diğeri de 1.5 yaşlarında. Kızım ve küçük oğlum annesiyle birlikte memleketteki cezaevinde belli bir süre kalmışlar.

Sonra bir telefon gelmiş babama. Hanımı ve çocukları oradan başka bir yere nakil etmişler ve yine hiçbir şekilde haber vermemişler. Bunu haber veren de oradaki mahkumlardan biri. Revire çıktığında bizimkileri aramış. Biz vatan evlatlarını yetiştirmek için gecemizi gündüzümüze katmıştık. Bize reva görülen bu muameleler beni çok yıpratmıştı. Eşim de gayretli bir öğretmendi. Neyle suçlandığını bilmeden 6 aydır hapisteydi. Çok sayıda öğrenci yetiştirmişti. 1 ay boyunca haber alamamıştık. Düşünün artık bir eş ve bir baba olarak halimizi. Beklemekten başka, dua etmekten başka elimizden bir şey gelmiyordu. Neyse ki 1 ayın sonunda iyi olduklarına dair haberlerini aldık. İmkanları daha iyi olan bir hapishaneye nakil olmuşlar. Artık bunlara sevinir hale gelmiştik.

Ben çocuklarımdan ayrı, eşim 2 çocukla hapiste ve büyük oğlum memlekette… Yüreğim 3’e bölünmüş adaletin tecelli etmesini bekliyorum. Ümidimiz Allah’ dan bu işler bir gün düzelecek ve adalet yerini bulacak. Kendime sormadan edemiyorum ‘ben vatan evlatları ile ilgilenmekten başka ne yaptım, eşim talebelerini yetiştirmekten başka ne yaptı?’ Hele çocuklarımın, onların ne suçu vardı?

Dünyaya Gözlerini Açar Açmaz Zulümle Tanıştı

Gün geçmiyor ki sitemize gözaltına alınan veya tutuklanan annelerin haberi ulaşmasın. Haksız ve hukuksuz yere maruz kaldıkları muameleler bir yana onları asıl mağdur eden ve düşündüren bakıma muhtaç çocuklarının sahipsiz kalması.

Şanlıurfa’da 10 Ekim Çarşamba günü Metrolife Hasta
nesinde bebeğini dünyaya getiren Özlem Elmas Sütpak’ın bu mutluluğu ve heyacanı kendisine çok görüldü. Ne ile suçlandığını dahi bilmeden polislerin doğumhane kapısında Sütpak’ı gözaltına almak için nöbet bekledikleri öğrenildi. Henüz adı bile bilinmeyen bebeğin gözlerini dünyaya açar açmaz annesinden koparılarak zulme maruz kaldı.

Anne Özlem Hanım’ın soruşturma işlemlerinin yapılması için karakola götürüleceği belirtildi. Yeni doğum yapan talihsiz kadının daha önce OHAL KHK’larıyla ihraç edilen bir Gelir Uzman Yardımcısı olduğu ifade edildi. Zaten ihraç edilerek büyük bir mağduriyet yaşayan genç kadına bir de bu zulmün yapılması pes doğrusu dedirtti.

Dünyaya yeni gözlerini açan ve anne sütüne muhtaç bir bebek daha Türkiye’deki devam eden zulümle tanışarak nasibini almış oldu. Anne Özlem Elmas Sütpak’ın bir an önce serbest kalarak daha fazla mağduriyete sebep olunmaması bekleniyor.

Öğretmen Engelli Öğrenciyi Sınıfa Kilitledi

Türkiye’de nefret ve intikam alma saikiyle yapılan, adına da hukuk denilen operasyonlara duyarsız kalanlar bir yana bu zulme ortak olanların yavrularımızı ve geleceğimizi emanet ettiğimiz öğretmenler olunca bir başka vicdanları sızlatıyor.

Hukuksuz cadı avı operasyonları sonucu babası tutuklanan ve cezaevinde olan anasıfı öğrencisi engelli yavru Eymen G.’ye öğretmeni tarafından belki de hayatı boyunca hiç unutamayacağı anlar yaşatıldı.

İstanbul Dudullu’da Şehit Sevda Aydoğan İlkokulu Anasınıfı öğrenci olan ve sosyal gelişim geriliği bulunan Eymen’in öğretmeni tarafından sınıfa kilitlenerek minik yavrunun korku dolu anlar yaşamasına neden oldu. Eğitim camiasında skandal bir uygulama olarak yorumlanan olayda öğretmen hakkında herhangi bir işlem yapılıp yapılmadığı bilinmiyor.

https://t.co/UcK6DqtAHj

Hafsa Hüma’nın Sesine Kulak Verin

Türkiye’de artık sıradan bir hale gelen haksız tutuklamalar ve soruşturmalardaki hoyratlık; eşler, çocuklar, anne ve babalar başta olmak üzere toplumun temel direği olan aile müessesesine onulmaz yaralar açıyor.
15 Temmuz sonrası başlatılan kitlesel tutuklama furyasında Çevik ailesi de nasibini aldı.

Zulmün pençesinde çırpınan ailenin en küçük ferdi Hafsa Hüma 5 aydır anne ve baba özlemi çekiyor. Haklarında somut hiçbir suç delili olmamasına rağmen hukuksuzluğa kurban edilen Çevik çifti 5 ay önce gözaltına alındı sonrasında ise tutuklanıp cezaevine konuldular. Hala Tekirdağ Cezaevi’nde tutuklu bulunan karı ve kocanın 2 yaşındaki minik yavruları Hafsa Hüma ise bu yaşında hem yetim hem de öksüz kalarak anne ve babasına kavuşacağı günü bekliyor.

Anne baba bakımına muhtaç çocukların, mesnetsiz iddialarla annesiz babasız bırakılması vicdanları ayağa kaldırması gerekirken Türkiye’de sessizlik hakim. Bu uygulamalara bir an önce son verilmesini isteyen mağdur aileler, çocukların psikolojilerinin daha fazla bozulmadan anne ve babalarının tutuksuz yargılanmalarını  istiyor.

4 Ekim Perşembe günü mahkemeye çıkacak olan çiftin tahliye edilerek yavruları Hafsa Hüma’ya kavuşmaları bekleniyor.

https://t.co/82rkMUWpF3

BİZİ TAKİP EDİN

0BeğenenlerBeğen
98TakipçilerTakip Et
0AbonelerAbone

RECENT POSTS