6.3 C
Istanbul, TR
Pazartesi, Şubat 17, 2020
Ana Sayfa Mağdur Hikayeleri

Mağdur Hikayeleri

Bu bölümde 15 Temmuz öncesi ve sonrasi mağdurların hikayeleri anlatılmaktadır.

Aydın Öğretmen’in dakikalardır seccadesinden başını kaldırmadığını gören eşi Zeynep endişendi. Ancak bu tür durumlarda kendisine müdahale edilmesini istemezdi Aydın. Halbuki annesi biraz önce gelmiş; —Kızım! Aydın dakikalardır secdede. Kafasını hiç kaldırmadı. Bir şey olmuş olmasın. Bir bakıver gülüm. Diyerek kaygısını dillendirmişti....
Canım babacığım, Sana dün yazmıştım. Yazmaktan çok yazmaya çalışmıştım. Çünkü hislerime engel olamayıp kelimelerin ardını getirememiştim. Özür dilerim. Seni de üzmüş olmaktan endişe ettiğimden bugün tekrar yazıyorum. Umarım mektubumu alıp okuyunca üzülmezsin. Bir tesellim var. Nasılsa gönderilen mektuplar hemen ulaşmıyor....
Elindeki iddianameyi okuduktan sonra görüşmeye gelen avukata şaşkın şaşkın baktıktan sonra gülümsemesine engel olamadı. Aslında sinirlenmişti. Gerilmişti. Nitekim bu durum kelimelerine de yansıdı. Kendine yakıştıramadığı kabalıkla söze hakaretle başladı. —Yahu bu ne kepazelik! Yav, avukat bey! Hiç mi insafları, iz’anları...
Mezuniyet töreninin yapılacağı salonun girişinden itibaren her yer öyle güzel süslenmişti ki adeta bayram yeri gibiydi. Ne de olsa sağlık neferleri arasına yeni hemşireler katılacaktı. Yüksel de bugün diplomasını alacak ve “hemşire” olacaktı hem de okuldan dereceyle mezun olarak. Küçükken...
Her sabah ayrı bir çileye uyanan, her günün akşamını zor eden Çetin ailesinin üzerine düşen görevlerden biri de geceden sonra sabahı etmekti. —Biraz uyusan hayatım. Diye seslenen Ayşe Öğretmeni duymuyordu Ali Öğretmen. Nasıl duysundu. Çünkü geceler karanlıktı, geceler uzundu. Geceler yalnızlıktı,...
Canım babacığım, Sana bu satırları yazarken dışarıda çok güzel bir yağmur yağıyordu. Öyle güzel, öyle çisem çisem ki sayfalarca şiirler yazasım geliyor. Öyle ılık ılık dokunuyor ki tenime çığlıklar atarak mutluluğumu ifade etmek istiyorum. Evet, tenime dedim, çünkü çıktım dakikalarca yağmurda yürüdüm. Yüzümü gökyüzüne...
“Görev Aşkı” Ortalık bir anda toz duman olmuştu. Koca şehirde sanki yer yerinden oynuyordu. Her yaştan insan sokaktan siren sesleriyle geçmekte olan tepe lambası yanık polis aracını taşlamaya başlamışlardı. O sırada taksiyle hemen yakınlardaki karakola gitmekte olan sivil giyimli delikanlı taksiciye...
Yıllardır çalışıp didinmişti. Emekliliğin tadını çıkarmak istiyordu. Nasıl olsa kızını gelin etmiş, oğluna da köyünün en çok sevilen ailesinden gelin almıştı. Biricik hayat arkadaşı Şengül Hanım'la baş başa kalmışlardı. Artık ertelediği düşüncelerini hayata geçirebilecekti. —Nerden başlayayım? diye düşündü. Çok sevdiği hocasının; —Ne yapacaksan yap...
Dudak ısırıklarını, titremelerini, hıçkırarak ağlamalarını, sinir krizlerini... Kâbuslarla uyanışlarını; “Ne kadar uğraşırsam uğraşayım, ne kadar uzağa kaçarsam kaçayım kurtulamayacağım iblisler olacaktır.” Cümlelerini unutamıyorum. Keşke bende bir kamyon şoförü olsaydım. Keşke bir keçi çobanı, keşke üstü başı kir pas içinde dolaşan...
Yirmi altı yaşındaydım. Radyoda, aranan ve muzır kişiler listesi okunuyordu her gün. Herkesin bir kulağı radyodaydı. Kahramanlık türküleri arasında, yönetime el koyma zorunda kalma gerekçeleri açıklanıyordu sürekli. Sokağa çıkma yasakları konuyor, kaldırılıyordu. Hazan vurmuş yaprakların yanı sıra, insanlar da...

BİZİ TAKİP EDİN

0BeğenenlerBeğen
98TakipçilerTakip Et
0AbonelerAbone

RECENT POSTS