12.5 C
Istanbul, TR
Çarşamba, Kasım 21, 2018
Ana Sayfa Mağdur Hikayeleri

Mağdur Hikayeleri

Bu bölümde 15 Temmuz öncesi ve sonrasi mağdurların hikayeleri anlatılmaktadır.

Ferit CAN   Yedi kişiydik. Yola çıktığımız gün ve öncesinde, yağmur yağmamasına rağmen ayakkabılarımızda toplanan balçıklar yürümemizi zorlaştırıyordu. Pantolon paçalarımız ve ayakkabılarımız çamurdan görünmez olmuş, adım atmak için ayaklarımızı kaldırmak iyice güçleşmişti. Yedi kişilik grubumuzdan hiç ses çıkmıyordu. Herkes kendi içine...
Rana GÜL Bir Yürek İki Açık Görüş İki otobüs kalktı, ayazında acıların buz kestiği şehirden. Yürekler donuk donuktu.! Hatıralar duman duman. Hergün biraz daha yoruyor beni, Hasretinle başa çıkamıyorum. Hergece bir yerden vuruyor beni, Sağ salim sabaha çıkamıyorum. Sevenlerin gözlerinde bu gizem saklıydı. Çocuklarda babaya kavuşma heyecanı vardı....
Ayhan EFE Kara Haber Güz soğuğu insanın iliklerine kadar işliyordu. Halil Hoca o sabah erkenden şehirdeki adli tabiplik önünde bekliyordu. Bir gün önce emniyetten arayan görevli, resmi bir evrak tebligatı için sabah adli tabiplikte hazır olmasını istemişti. Yapılan bu telefon görüşmesinden...
Ferit CAN Önce mazgal açıldı. Koğuştaki herkes dikkat kesildi. Bu bir tahliye müjdesi, idare tarafından bir ismin çağrılması, zamansız bir arama yapılması için kapının açılmadan önce yapılan rutin bir şeydi. Mazgaldan içeriyi kontrol eden bakışlar geriye çekildi. Mazgal kapandı, kapının...
HAYAT BİR MASAL DEĞİL Kİ, PRENSESLER HEP MUTLU OLSUN İki çocuklu bir ailenin babasına çok düşkün ve babasının da prensesi küçük kızıydım. Cemaatle tanışmam, abim vesilesiyle ortaokul yıllarıma dayanır. Üniversite öğrencisi ablaların evine gidip gelmeye başladığımda, onların kendi final haftalarında...
Ferit CAN   Kocabaş Cezaevi C- 2 koğuşunda tatlı bir telaş vardı. Plastik sandalyeler ranzaların bulunduğu tarafa çekiliyor, konuşmacının yeri "u düzeninde’’ herkesin görebileceği bir noktaya konumlandırılıyordu. Pazartesi ve perşembe günleri, tutukluların büyük çoğunluğu oruç olduğu için öğle yemeği yerine "Kocabaş...
Ferit CAN Elinde battal boy mavi bir çöp poşeti, cezaevinin kapısı önünde duruyordu. Döndü, cezaevinin heybetli kapısına baktı. Dalgın gibiydi. Kendisini bir an eski Türk filmlerinin başlangıcında gibi hissetti. Birçok film öyle başlardı. Acı acı tebessüm etti. Neden sonra kendisini...
Çok erken saatlerde yola koyulması gerekiyordu işe yetişmesi için. Sabah namazını bile iş yerinde kılıyordu. Gecenin karanlığı dağılmamıştı. Zulmün karanlığı, yalnızlığın karanlığı, mevsimin karanlığı, gecenin karanlığı hepsi katmer katmerdi. Kış çetindi. Sımsıkı giyindi. Çalıştığı mahallesindeki fırına doğru yola çıktı....
Birkaç günden beri içimdeki ses geleceklerini söylüyor...Bir sabah bizi de darmadağın edeceklerini hissediyor yüreğim...Birgün geçti, iki gün geçti, üç gün geçti...Bugünü de atlatırsak tamam dedim, bir cuma gecesi Teheccüde uyandığımda...Zira yolculuk vardı annemlere, yaklaşan doğumumu onlarda yapmak üzere...Kalktım namazımı...
  Bu da benim hikayem.....Ağustos ortasıydı. O zamana kadar adliyenin önünden geçmemiştim ben. O gün tanıştım gözaltı, nezaret, soruşturma, polis, adliye, avukat, hakim, cezaevi gibi kavramlarla...Bir akaryakıt istasyonunda, asgari ücretle geçinmeye çalışıyordum. Yine bir öğleden sonraydı. İşveren beni çağırdı ve bana...

BİZİ TAKİP EDİN

0BeğenenlerBeğen
98TakipçilerTakip Et
0AbonelerAbone

RECENT POSTS