19.9 C
Istanbul, TR
Cuma, Eylül 20, 2019
Ana Sayfa Mağdur Hikayeleri

Mağdur Hikayeleri

Bu bölümde 15 Temmuz öncesi ve sonrasi mağdurların hikayeleri anlatılmaktadır.

—Aman anne uzak duralım onlardan. —Neden uzak duracağız oğlum. —Masum insanları alıp götürüyorlar. —Götürmezler oğlum. —Götürüyorlar anne. —Yavrum! Onlar güvenlik görevlisi Kanunlarla verilen görevlerini yaparlar. Kanunlarına göre “polis, asayişi toplumun emniyetini ve mesken dokunulmazlığını korur. Halkın ırz, can ve malını muhafaza ve toplumun istirahatini...
Akşam yemeğinden sonra babayla kız konuşuyorlardı. —Telefon parasını ödeseydik keşke. —Ödedik kızım. —Ödeseydik ararlardı babacığım. —Telefon kapalı değil ki. Hem mobil hem de ev telefonunun borcu yok ikisi de açık. —Peki, neden hiç çalmıyor babacığım? —Onlar aramasalar da biz ararız. Önemli değil kızım. —Ama sen arayınca...
Anlayamamıştı. Anlam verememişti. Nasıl olurdu? Haşin ve kızgın bir şekilde kelepçeyi takan adama; — Nasıl yani?  Annemi rehin mi alıyorsunuz? Diyebildi. Sordu. Öğrenmek istedi. —Gerçek olamayacak kadar saçma. Dedi kendi kendine. Ama adamların şakası yok gibiydi. —Mutlaka bir yanlışlık var. Suçsuz olduğu halde babamı arıyorlar. Ya bunlar...
Servis hemşiresi şoföre seslendi. —Hacı Teyze geç kaldı. Hiç bu kadar bekletmezdi. Diğer hastalar da sıcaktan sıkıldılar. Bas kornaya da çabuk olsun Hasan Dayı. Bu sırada evdeki telaş son had safhadaydı. Hacı teyze telaşla gelinine seslendi. —Oğlum nerde? Neden gelmedi? Beni kim taşıyacak...
Lokantam güneşin renklerinin üzerine döküldüğü deniz kenarındaydı. Bu mekân dedemden babama, babamdan bana miras olarak kalmıştı.Bu işletmede kapalı mekâna bitişik, gökyüzünü kendine çatı olarak seçmiş açık bir alan vardı. Fırtınalı günlerde mavi elbiseli denizin hırçın dalgalarını göğüsleyen kayalardan gelen...
Kucakları dolu doluydu yeni sorgucu memurun. Müdüriyetten içeri girerken etrafındaki bakışlara hiç de aldırış etmedi. Kendisine merdivenlerde karşı gelen amirinin sevinci her halinden belliydi. Kemikkıran lakaplı amir pis pis sırıtarak paketler taşıyan memuruna seslendi. —Ne o len çömez, nedir onlar? Amma...
Yaza merhaba demeye hazırlanıldığı serin bir ilkbahar akşamıydı. Ezgi Öğretmen yorgunluğuna rağmen gelir gelmez yemekleri ısıttı. Servis yaptı. Ailecek yenen huzurlu yemekten sonra bulaşıkların kabasını alıp hızla makinaya yerleştirdi. Hızlı hareketlerle çamaşır makinasını çalıştırdı. Ocağa konan çaydanlıktaki su da...
Hastanede viziteye çıkan doktor yanındaki asistanıyla aralarında geçen konuşmaya bütün stajyerler ve hemşireler şahit oldu. —Bu çocuk neden halâ kuvözde? —Sarılık tedavisi oluyor hocam. —Yahu onu ben de biliyorum ama neden halâ diye soruyorum. Peki, annesi neden emzirmemiş doğar doğmaz? —Yanında yokmuş hocam. —Neden...
Ne de zor geçti öğrencilik yılları Veli'nin. İşçi babasının alın teriyle kazandığı maaş bir türlü ayın sonunu getiremezdi. İyi ki avans verirdi de fabrika yönetimi, hayata yeniden dönen hasta gibi derin bir nefes alırlardı. Veli hiç istemezdi yaz mevsiminin sonbahar...
Kaderimizi Yaşıyoruz Hatice Teyze ruhu hep ufuklarda dolaşan nur yüzlü bir hanımefendidir. Tebessümlerinde sanki bir beste kanatlanır da mest eder sizi. Derdiniz varsa bu tebessüm karşısında tükeniverir. Ama son günlerde tebessümünü hüzne sarmıştı. Eşinin yokluğunu da hissetmeye başlamıştı. Hatice Teyze hayat...

BİZİ TAKİP EDİN

0BeğenenlerBeğen
98TakipçilerTakip Et
0AbonelerAbone

RECENT POSTS