24.4 C
Istanbul, TR
Cuma, Ağustos 7, 2020
Ana Sayfa Mağdur Hikayeleri

Mağdur Hikayeleri

Bu bölümde 15 Temmuz öncesi ve sonrasi mağdurların hikayeleri anlatılmaktadır.

Evdeki telaşın sebebi belliydi. Ne de olsa huzur dolu bu yuvaya ilk kez görücü geliyordu.  Herkes gibi Can Ailesinin de yaşayabileceği en güzel anlardan biriydi. Ancak evin hanımının gelecek aday hakkında pek de olumlu düşüncesi yoktu. Ama kızının düşüncesine, kararına saygı duymaktan...
Aslında ikisi de neden birbirlerine kırgın olduklarına anlam veremeseler de komşusu Sümeyye’ye kırılmıştı. Her ne kadar o selam verse de komşusu bir türlü selamını dahi almıyordu. Aradan çok vakit geçmesine izin vermeden;      —İrmik helvası yapayım, kapısına gideyim, nasılsa...
Halinden heyecanlı olduğu belliydi.     Söze nasıl başlayacağını kestiremediğinden Emre direkt konuya girdi.     — Sinemaya gidelim. Bugün biletler benden. Mısır ve gazoz da alırız. Çıkışta da döner ısmarlarım. Demesi şaşkınlığa sebep oldu.     Nicedir meteliğe kurşun atarken birden...
Alın terinden değerli emek var mıdır bilemem ama eni-sonu helal lokmadan lezzetli nimet yoktur herhalde.     Şimdilerde modern adıyla “Porter” olarak başlayalı daha üç kadar olmuştu ki havalimanındaki işine. Ama aynı günün akşamına doğru idari büroya çağrılmış ve işine...
Yemek masası etrafında toplananlar fark ettirmemeye çalışarak birbirlerine bakıyorlardı. Sofrada pek çeşit olmaması değildi buna sebep. Ekmeğin bayatlığına aldırmıyorlardı. Dört kişilik ev halkına iki kişilik çorba servisi yapılması da değildi sebebi. Yemeklerin dünden kalmış olması da aldırış edilecek türden...
Evlerinin kapısını kırarcasına çaldıktan ve kapı açılınca da ayakkabılarıyla içeri giren polislerin birkaç sözden sonra; —Aile büyüğünüz, akrabanız, komşunuz varsa çağırın, gelsin. Demesinden de anlaşılacağı gibi küçük yavrular anasız ve babasız kalacaktı. Ama ne aile büyükleri vardı yaşadıkları şehirde ne...
Aydın Öğretmen’in dakikalardır seccadesinden başını kaldırmadığını gören eşi Zeynep endişendi. Ancak bu tür durumlarda kendisine müdahale edilmesini istemezdi Aydın. Halbuki annesi biraz önce gelmiş; —Kızım! Aydın dakikalardır secdede. Kafasını hiç kaldırmadı. Bir şey olmuş olmasın. Bir bakıver gülüm. Diyerek kaygısını dillendirmişti....
Canım babacığım, Sana dün yazmıştım. Yazmaktan çok yazmaya çalışmıştım. Çünkü hislerime engel olamayıp kelimelerin ardını getirememiştim. Özür dilerim. Seni de üzmüş olmaktan endişe ettiğimden bugün tekrar yazıyorum. Umarım mektubumu alıp okuyunca üzülmezsin. Bir tesellim var. Nasılsa gönderilen mektuplar hemen ulaşmıyor....
Elindeki iddianameyi okuduktan sonra görüşmeye gelen avukata şaşkın şaşkın baktıktan sonra gülümsemesine engel olamadı. Aslında sinirlenmişti. Gerilmişti. Nitekim bu durum kelimelerine de yansıdı. Kendine yakıştıramadığı kabalıkla söze hakaretle başladı. —Yahu bu ne kepazelik! Yav, avukat bey! Hiç mi insafları, iz’anları...
Mezuniyet töreninin yapılacağı salonun girişinden itibaren her yer öyle güzel süslenmişti ki adeta bayram yeri gibiydi. Ne de olsa sağlık neferleri arasına yeni hemşireler katılacaktı. Yüksel de bugün diplomasını alacak ve “hemşire” olacaktı hem de okuldan dereceyle mezun olarak. Küçükken...

BİZİ TAKİP EDİN

0BeğenenlerBeğen
98TakipçilerTakip Et
0AbonelerAbone

RECENT POSTS