20.3 C
Istanbul, TR
Çarşamba, Ekim 23, 2019
Hayat, tekrarların egemenliğinde Yitik zamanların mengenesinde Doğrunun yanlış diye nitelemesinde Sabır, Kaf Dağı’nın gerisinde & Yiğit küheylanından ayrı düşmüş Küheylan koşumunu düşürmüş Tomurcuk dalında pörsümüş Oysa filiz toprakta büyürmüş & Altın atsalar çamura değer yitirmez Tohum toprağa düşmeden yeşermez Ümit sevdadır yiğidin bağrında Devrilse de dövülse de yenilmez  
Zulmün koynundan Allah'a kaçmak Gönülden eli duaya açmak Gecesi teheccüd, ruha üfler Duvardan silin, günahtan küfler & Ashabı kehf kucaklar mağara Peygamber yolu, yüksel duaya Mısır bağrında başak beklemek Huzurdan iman, inanç eklemek & Saklambaç oynamak taş ardında Sobelenen sussa, Rab katında Özgür mü tutsak mı belli değil? Firavundan kaç, Allah'a eğil & Herkes...
Gök kurşuni senin rengin Çökmüş bağrına dağların Bakışlarım puslu  gergin Kıpırdaşan körpe yarın & Yolda yarına yürüyor Masum, kara esintide Dirhem sabır yudumluyor Mahsun her an iniltide & Kanat çırpar içimde kuş Mahpus bağlı ayakları Yüreğe yuvarlanan yokuş Sürüklemiş kayaları & Bu şehrahta kalmak zor Yürümek hiç aldırmadan Yaksada bir lahzada kor Aşkı taşırsın kırmadan & Kırık  çizgi hissin...
Duyuruyor sesini uzaklardan Tarrakalarla baharlar geliyor Kutlu mazinin kutlu sayfasından Uğultularla rüzgârlar esiyor & Kardelenler aşka selam çakmışken Tınılar vurur ilâhi nağmeden Bülbül taze goncada şakırken Sözler coşuyor ahenkli besteden & Davran durma hele koca yürekli Solgun yüzüne aydınlık gelecek Yolda kal, yol açıp yol al sürekli Karakış elbet bahara erecek
Bir zamanlar Güller açardı rengarenk, Güzel kokular yayarlardı Her yerine dünyanın. Karşılık beklemeden Sevgilerini verip insanlara, Solarlardı sonra; Kanayan bir yürek, Yaşlı bir göz Kalmasın diye. Şimdi yetim doğuyor, Öksüz büyüyor güller; Masumlara ağlıyor, Mazlumlara yanıyor, Gözü yaşlı, Boynu bükük. Güllerin imrendiği İşte o masumlar, İşte o mazlumlar, Cennetin özlediği yiğit Ammar bin Yasir gibiler; Bulmuşlar Gönüllerin Sultanı’nı, “Baş göz üstüne...
Karlı yollar adımladık onca sabah Yürüdükçe geride kara kış kaldı Bıraktı zaman geride çok ah vah Gafleti dilden diri uyanış aldı & Ram olduk ırağa kanlı yakınlara Çıktık  düşünmeden şanlı akınlara Işığı taşıdık yakın yarınlara Varılan her yerde ince nakış kaldı & Uzakta ziyaya uzandI gemimiz Kalbimizde hazlar, sular kadar...
Bebekler tutsak tutulmaz Demir parmaklık bırakmaz Bugün gene ne oynasak Her yer beton, taş-toprak yok Haydi duy gardiyan abla & Senin hiç çocuğun var mı? Oyuncak getir koğuşa Babası yokken ağlar mı? Saçım ser dizine okşa Haydi sev gardiyan abla & Bilirsin anam masummuş Müdür amcaya söylesen O yalnız kitap okumuş Beni ne çok...
Sardırıp durur gafil, çokça dünya hırsına, Mağrur sefînesinde, sanki vurmaz fırtına. Ne batmaz sefîneler yuttu deryâ-yı devrân, Yükü ister altına, istersen al sırtına.. & Zulmün ne tatlı gelir şu dunya hayatında, Hep bir adım ileri şeytanın mezatında, O büyük günde bir el ararsın etrafında, Çağırırsın imdâda sen...
Meriç'te yürek kanar Ege'den taşar çığlık Kanatlar dua çırpar Nerde kaldı insanlık & Varır Gayretullah'a İnilti eşik eşik Ağıt karışır aha Toprak bebeğe beşik & Analar Ağlar gamlı Yürek tahta tabutta Namaz kıldık kıyamlı Kalpler farklı buutta & Ağlama uyu çocuk Karşıda Alaçatı Korkma bu son yolculuk Altında cennet atı https://mobile.twitter.com/YasinAsliyanik  Bu şiir özgürlük yolunda boğularak hayatını kaybedenlere İthafen...
Nefessiz koydu bu ölüm nefesi, Sıkıştık gidecek yer mi.. neresi?! Her yer dar, kul nâçar, var mı ötesi! Geniş dedikleri dünya kafesi.. & Nasıl bir imtihân, belâ sağnağı, Hangi şıp taşırır bilmem bardağı, Var mı bir panzehir, şifâ kaynağı, Verenden başka kim, nerde çaresi... 5 Ekim 2019  

BİZİ TAKİP EDİN

0BeğenenlerBeğen
98TakipçilerTakip Et
0AbonelerAbone

RECENT POSTS